Tag Archive: Kalamış


Özge Borak

Özge Borak

Özge Borak aileden sanatçı, denizci ve karavancı. Dar alanda yaşamayı, sınırlı imkanlardan çözümler üretmeyi çocukken öğrenmiş, denizi de öyle… Sörfçü, dalgıç ve bu röportaj sonrası ona “yelkenci” de diyebiliriz artık.

Fotoğraf: Batuhan Kıran

Şu sıralar TRT’nin sitcom’u Bir Yastıkta’da boşanma avukatı Ahsen’i oynuyor. Ama onu Ihlamurlar Altında, Küçük Kadınlar gibi dizilerden de hatırlarsınız. Yine de belki en çok Eyvah Eyvah’ların hemşiresi Müjgan diye bilirsiniz. İstanbul Şehir Tiyatroları’nın müdavimiyseniz 23 yıllık tiyatrocu Özge Borak’la sık sık karşılaşmışsınızdır da. 2011’den beri evli olduğu Ata Demirer’le hayatı ve denizi paylaşıyor.

Okumaya devam et

Reklamlar
Gürkan Uygun

Gürkan Uygun

Önyargı zaman kazandırır, ama yeri geldiğinde de fena utandırır. İşte Gürkan Uygun vakası buna mükemmel bir örnektir. Onunla denize açıldık ve deniz gözümüzü açtı. Meğer Uygun, Memati’den Muhsin’e, rock basçısından Sakaryalı bir köylüye, hepsi ve hiçbiriymiş.

Önyargı 1: O Kurtlar Vadisi’nin Memati’si. Ve hep öyle kalacak. Saç sakal uzatmakla bu imajdan kolay kolay kurtulamaz.

Utanç 1: Oyun Atölyesi’nde sahnelenen Testosteron oyununa gidip o rock basçısıyla karşılaşınca ya da Çanakkale Yolun Sonu filmindeki keskin nişancı Muhsin’le tanışınca önyargı duvarları çatırdıyor. Zira duvarın ardından her şekle girmeye müsait bir oyuncu çıkıyor.

Okumaya devam et

2012-12-19 20.49.24Emre Kınay Duru Tiyatro’nın kaptanı, ekibiyle birlikte tiyatro edebiyatı dediği denizde çok yelken açmış bir sanatçı. Sahnesinde sakin suları da görmüş fırtınaları da ama Delphia 31’in dümenine geçince 26 knot’luk rüzgarı ilk kez yüzünde hissetti

Bir gece önce kentin üstüne fırtına çökmüştü. Delphia Yachts ve Vira Yelken’in ekibi bize dakika dakika hava durumu veriyordu. Sabah Kalamış Koyu sakindi ama öğleden sonra 15.00 itibariyle aklıselim hiçbir denizci palamarı çözmeyecekti… Ve biz, Emre Kınay’la birlikte saat 14.00’te marinadan ayrıldık. Kalamış açıklarında bizi 26 knot’a varan rüzgar karşıladı. Sanki bütün Marmara’da bir tek bizim Delphia 31’imiz vardı. Kızımızın bu havalardan özellikle hoşlandığını söyleyen Delphia ekibinin yüzleri de “nihayet yelkenler biraz rüzgar görecek” ışığıyla aydınlanmıştı. İşin tuhafı benzer bir ışık “acemi denizcimiz” Emre Kınay’da da vardı… Galiba bir tek teknedeki en kara çocuğu olan ben “Bu havada ne işimiz var ya denizde” hissini içimden atamıyordum. Okumaya devam et

Ben hala yürüyorum… Ama kuşlar bunun farkında olmayabilir tabii… Okumaya devam et

Duvar 4 – Dereağzı

Şu sıralar yazmaktan çok yürüyor ve görüyorum… Bunun sonucu birkaç fotoğraf çıktı. Fotoğraf dediysem yanlış olmasın yaptığım başkalarının şehre yazdıklarını elden geçirmek; ve “editörlük gibi bir şey bu da” diye kendimi kandırmak…

 

Okumaya devam et