Latest Entries »

Eski Foça

Eski Foça

Hep gözüm üstündeydi… Luwiler sana Pa-uwa-ke derdi; sulak yer anlamında. Sonradan gelenlerin dili dönmedi de Phokaa deyiverdiler… Sonra da arkasına yurt ekini koydular, oldun Phokaia…

View full article »

Reklamlar
Hacılar, M.Ö. 6000

Hacılar, M.Ö. 6000

Anlayacağınız dilden, uydurduğunuz yazıyla, 21. yüzyılda kullandığınız kavramlarla ve tercih ettiğiniz takvime bağlı kalarak anlatacağım. Öyküm uzun (7500 küsur yıllık), ama belli ki sizinle zaman algımız ve zamanı kullanma biçimimiz de tutmuyor; bu nedenle kısa (tam tamına tek sayfada) keseceğim…

View full article »

peregrine falconBir zamanlar, bir şehirde, bir konakta birbirinden güzel üç kızkardeş yaşarmış… Kızlardan en küçüğü akşamları, el etek çekildikten sonra, bahçedeki meyve ağaçlarının sırt sırta verip yüksek taş duvara yüklendiği kuytuya gidip, bir ağaca tırmanır, duvarın ardındaki sokağı ve ötesindeki dağları seyredermiş.

Yine böyle bir akşam, her zamanki ağacına tırmanıp, gözünü dağlara dikmiş. Her akşam olduğu gibi “Bir kuş olsam kanadımı bir çırpsam o dağlara varsam” diye içinden geçirmiş yine… İşte tam o sırada bir kanat sesi duymuş, kocaman bir kuş kızın oturduğu dalın az üstündeki bir dala konup ağacın belini bükmüş. View full article »

Fevziye ve Muzaffer Öztek

Fevziye ve Muzaffer Öztek

Babannemin masalları bir acayiptir. Hepsinin sonu mutlu bitmez mesela. “Evlenip sonsuza kadar mutlu yaşadılar” da olmaz; evlenirler ve masal asıl o zaman başlar… View full article »

2013 in review

WordPress.com istatistik yardımcı maymunları bu blog için bir 2013 yıllık raporu hazırladılar.

İşte bir alıntı:

Sydney Opera House’daki konser salonu 2,700 kişiyi barındırır. Bu blog, 2013 içinde yaklaşık 12.000 kez görüntülendi. Eğer bu Sydney Opera House’da bir konser olsaydı, bu kadar insanın onu görmesi kapalı gişe yaklaşık 4 gösteri alacaktı.

Raporun tamamını görmek için buraya tıklayın.

images

Ana Tanrıça, Çatalhöyük

İnsanlığın, yerküreninkine oranla kısa geçmişi hakkındaki bilgileri sınırlı ve tartışmalı olabilir. Benim elimdeyse o kadarı bile yok. Yine de 10 bin küsur yıl öncesine baktığımda karşıma çıkan resmi, sırf bir tür zihin jimnastiği olsun diye, yorumlamakta bir beis görmüyorum. Nihayetinde “aileden biriyim” ve MÖ kodlu tarihlerde yaşamış akrabalarım hakkında bir çift söz hakkım olsun…

Temkinli bir şekilde söylemeye çalıştığım şöyle bir şey: Neolitik çağda kadınlar bilimsel devrimlere imza atmış, sonraki dönemlerde de erkekler bu bilginin uygar dünyaya yayılmasına vesile olmuş olabilir…

View full article »

cehennemDan Brown’ın son kitabı Cehennem’in bir bölümü İstanbul’un en gizemli mekanlarında geçiyor. Yazarın aklına bu fikri düşüren Serhan Güngör’ün profesyonel rehberliğinde, Festtravel’ın düzenlediği Dan Brown turuna katılanlar da bu şehirde Robert Langdon gibi Cehennem’in izini sürüyor.

Sienna’nın rengi soldu. “Sakın, bana yanlış müzede olduğumuzu söyleme.”

Kendini kötü hisseden Langdon, “Sienna,” diye fısıldadı. “Biz yanlış ülkedeyiz.”

Harvard’lı Simgebilim Profesörü Robert Langdon ve Dr. Sienna Brooks canları burunlarında, peşlerinde uluslararası örgütler olduğu halde, İtalya’da oradan oraya koşarlarken, Venedik’teki San Marco Bazilikası’nda gerçeğe çok yaklaştıklarını sandıkları bir anda yaptıkları hatayı fark ediyorlar. Bulmacanın ölümcül parçası aslında İstanbul’da saklı… View full article »

Özge Borak

Özge Borak

Özge Borak aileden sanatçı, denizci ve karavancı. Dar alanda yaşamayı, sınırlı imkanlardan çözümler üretmeyi çocukken öğrenmiş, denizi de öyle… Sörfçü, dalgıç ve bu röportaj sonrası ona “yelkenci” de diyebiliriz artık.

Fotoğraf: Batuhan Kıran

Şu sıralar TRT’nin sitcom’u Bir Yastıkta’da boşanma avukatı Ahsen’i oynuyor. Ama onu Ihlamurlar Altında, Küçük Kadınlar gibi dizilerden de hatırlarsınız. Yine de belki en çok Eyvah Eyvah’ların hemşiresi Müjgan diye bilirsiniz. İstanbul Şehir Tiyatroları’nın müdavimiyseniz 23 yıllık tiyatrocu Özge Borak’la sık sık karşılaşmışsınızdır da. 2011’den beri evli olduğu Ata Demirer’le hayatı ve denizi paylaşıyor.

View full article »

Gürkan Uygun

Gürkan Uygun

Önyargı zaman kazandırır, ama yeri geldiğinde de fena utandırır. İşte Gürkan Uygun vakası buna mükemmel bir örnektir. Onunla denize açıldık ve deniz gözümüzü açtı. Meğer Uygun, Memati’den Muhsin’e, rock basçısından Sakaryalı bir köylüye, hepsi ve hiçbiriymiş.

Önyargı 1: O Kurtlar Vadisi’nin Memati’si. Ve hep öyle kalacak. Saç sakal uzatmakla bu imajdan kolay kolay kurtulamaz.

Utanç 1: Oyun Atölyesi’nde sahnelenen Testosteron oyununa gidip o rock basçısıyla karşılaşınca ya da Çanakkale Yolun Sonu filmindeki keskin nişancı Muhsin’le tanışınca önyargı duvarları çatırdıyor. Zira duvarın ardından her şekle girmeye müsait bir oyuncu çıkıyor.

View full article »

My poor old friend

My poor old friend

All seen, reproduced and worn by me… View full article »