Category: Fantastik


peregrine falconBir zamanlar, bir şehirde, bir konakta birbirinden güzel üç kızkardeş yaşarmış… Kızlardan en küçüğü akşamları, el etek çekildikten sonra, bahçedeki meyve ağaçlarının sırt sırta verip yüksek taş duvara yüklendiği kuytuya gidip, bir ağaca tırmanır, duvarın ardındaki sokağı ve ötesindeki dağları seyredermiş.

Yine böyle bir akşam, her zamanki ağacına tırmanıp, gözünü dağlara dikmiş. Her akşam olduğu gibi “Bir kuş olsam kanadımı bir çırpsam o dağlara varsam” diye içinden geçirmiş yine… İşte tam o sırada bir kanat sesi duymuş, kocaman bir kuş kızın oturduğu dalın az üstündeki bir dala konup ağacın belini bükmüş. Okumaya devam et

Reklamlar

Son hava bükücü Aang tuzağa düştü.

Derler ki, “Kahramanlar dünyayı dörde böler.” Su huzur, toprak kuvvet, ateş hiddet ve hava uyumdur. Rivayet olduğu üzere, su kabileleri kutuplarda yaşar. Bazıları su bükme yeteneğiyle doğar. Onlar suyun taşıdığı iyileştirme gücünü bilir. Toprak krallığı ise yerleşiktir; madencilikle büyük şehirler inşa etmek onların işidir. Toprak bükücüler toprağı şekillendirir, toprak da onları. Ateş ulusu ise hepsini ister. Onlar, dört ulus arasındaki dengeyi koruyan Avatar’ın 100 yıl önce kayboluşunu fırsat bilip ateş bükücüler ve ateş kusan makinelerden oluşan ordularıyla hepsini aldılar zaten. Yani neredeyse hepsini… Bir de hava göçerlerinden söz edilir; ki onlar artık yok. Avatar’ın bir hava bükücünün bedeninde doğacağını bilen ateş ulusu hepsini katletti. Yani neredeyse hepsini… Son hava bükücü Avatar, Aang adlı 12 yaşında bir çocuğun bedeninde Kuzey Kutbu’nun buzulları altında 100 yıldır uyuyor; idi.

Okumaya devam et

Tolkien’in özel mektupları Fransa’da, Rowling’in son Harry Potter macerası Türkiye’de yayımlandı. Bu çakışma akla şu soruyu getiriyor: Yok mu fantastik edebiyatta Gandalf ve Dumbledore’dan başka usta büyücü?

Okumaya devam et

Ama korkulacak bir şey yok. Bu vampir “vejetaryen”, ahlâklı, namuslu, delikanlı; yani gayet eski tip bir erkek. Hangi anne böyle bir damat istemez ki?

“Anne anlamıyor musun, gümüş Volvo’lu Edward beyaz atlı prensten iyi.”

“Niye ki?”

“Çünkü at kokar.”

Okumaya devam et

Amerikancılar vs İtalyancılar

Ailemizin çizgi roman sahafı Büyülü Rüzgar’ın sahibi İlyas’ın da dediği gibi biz koruma altına alınması gereken ender bir türüz. Zira çoğunluğu erkek olan ve yakın çevresi (özellikle de sevgilisi) tarafından hırpalandığı iddiasıyla sızlanan çizgi roman okurlarının aksine nüfusumuzun yüzde 100’ü çizgi roman sever. Genç yarısı Amerikancı, orta yaşlı diğer yarısı ağırlıklı olarak İtalyancıdır.

Okumaya devam et

Sadece (övünmek gibi olmasın ama) popüler kültürlü bir aileyiz.

Durumu şöyle açıklayayım: Ailem standart bir sit-com ailesi. Yani televizyon karşısında bir kanepe, dondurulmuş gıdayla dolu bir buzdolabı, kapıda eski bir araba, iş hayatlarında yandan yemiş anne ve baba, sürekli didişen abla ve küçük erkek kardeş… Ve olay iki ya da üç mekanda geçiyor olsun: Evin salonu, hamburgerci ve sinema salonu mesela.

Okumaya devam et

İyisi de var, kötüsü de ama bu yeni dalganın varlığı bile umut verici.

Geçen cumartesi sabahı, Kadıköy-Taksim dolmuşunda Kapital’i okuyup bitirdim. Böyle söyleyince çok havalı oluyor. Ama öyle yalandan bir hava değil. Japonya menşeli East Press’in mangalaştırdığı (Japon çizgi romanı) Kapital Cilt 1 yordam Kitap’tan çıkalı bir ay oluyor; ve ben onu Marx’ın 1867’de yazdığı Kapital’den çok daha hızlı yuttum. Ve şunu söyleyebilirim: Olay bir peynir fabrikasında geçiyor.

Okumaya devam et

Hepsini olduğu gibi kabul edelim artık.

Willow’u kurtarmak için Sunnydale’in üç kilometre güneyindeki askeri üsse iki kadının düzenlendiği baskın sona erdi. Buffy, üste ayakta kalan son canlı olan generale öfkesini kusuyor. “Bütün mesele iblisler değil. Konu, kadınlar. Güç ve kadınlar. Bu ikisinin aynı cümle içinde bulunmasına bile tahammül edemiyorsun değil mi?” General cevap veriyor: “Seni sadece erkeklerin devirmeye çalıştığını mı sanıyorsun?”

Okumaya devam et

ESKİ MODA KORKU, YENİ MODA TABU DEVİRME YÖNTEMİ

Gerim gerim gerilmek isteyenler için yönetmen Courtney Solomon’un harcını kardığı, Donald Sutherland ve Sissy Spacek’in kıvamını koyulttuğu “Amerikan Büyüsü” (An American Haunting) 18 ağustosta başlıyor. Ama aranızda ileri teknoloji, aşırı kan ve organ kaybı, baş döndürücü hız bekleyenler varsa, onları yan gişeye alalım…

Okumaya devam et

Philip K. Dick’in romantik tanrı fantezisi Matrix’in yalanlarına yeğdir.

Okumaya devam et