Category: Çizgi roman


Kitaplarla olaylar arasında illa ki bir neden-sonuç ilişkisi olması gerekmez ama malumunuz dünyada olan bitenle yayıncılık aktiviteleri arasında hep tuhaf bir senkronizasyon olagelmiştir. Bu koşullar altında bazen edebiyat hayattan, bazense hayat edebiyattan ilham alır diyebilir miyiz?

Okumaya devam et

Onlar maskelerini, havalı pelerinlerini, kasları vurgulayan taytlarını, kovboy şapkalarını çekip, özel ve sosyal hayatlarını hiçe sayarak sokaklara sizi kurtarmak için dökülüyorlar. Siz de her geyik ortamında arkalarından ileri geri konuşuyorsunuz. Olmuyor ama…

Okumaya devam et

Arzunun o kaslı nesnesi

Uykusunda çarşafı üstünde sıyrıldığı ve çıplak teni gecenin karanlık soğuğuna karşı savunmasız kaldığı için şefkatle üstünü örtmeye meyilli olduğumuz erkeklerden bahsetmeyeceğim. Onlar başka bir yayın organının konusu. Kastım Clark Gable gibi adamlardır.

Okumaya devam et

Her şey değişiyor, Hulk bile… Değişmezse Hollywood el atıyor meseleye zaten.

Okumaya devam et

Amerikancılar vs İtalyancılar

Ailemizin çizgi roman sahafı Büyülü Rüzgar’ın sahibi İlyas’ın da dediği gibi biz koruma altına alınması gereken ender bir türüz. Zira çoğunluğu erkek olan ve yakın çevresi (özellikle de sevgilisi) tarafından hırpalandığı iddiasıyla sızlanan çizgi roman okurlarının aksine nüfusumuzun yüzde 100’ü çizgi roman sever. Genç yarısı Amerikancı, orta yaşlı diğer yarısı ağırlıklı olarak İtalyancıdır.

Okumaya devam et

Sadece (övünmek gibi olmasın ama) popüler kültürlü bir aileyiz.

Durumu şöyle açıklayayım: Ailem standart bir sit-com ailesi. Yani televizyon karşısında bir kanepe, dondurulmuş gıdayla dolu bir buzdolabı, kapıda eski bir araba, iş hayatlarında yandan yemiş anne ve baba, sürekli didişen abla ve küçük erkek kardeş… Ve olay iki ya da üç mekanda geçiyor olsun: Evin salonu, hamburgerci ve sinema salonu mesela.

Okumaya devam et

İyisi de var, kötüsü de ama bu yeni dalganın varlığı bile umut verici.

Geçen cumartesi sabahı, Kadıköy-Taksim dolmuşunda Kapital’i okuyup bitirdim. Böyle söyleyince çok havalı oluyor. Ama öyle yalandan bir hava değil. Japonya menşeli East Press’in mangalaştırdığı (Japon çizgi romanı) Kapital Cilt 1 yordam Kitap’tan çıkalı bir ay oluyor; ve ben onu Marx’ın 1867’de yazdığı Kapital’den çok daha hızlı yuttum. Ve şunu söyleyebilirim: Olay bir peynir fabrikasında geçiyor.

Okumaya devam et

Hepsini olduğu gibi kabul edelim artık.

Willow’u kurtarmak için Sunnydale’in üç kilometre güneyindeki askeri üsse iki kadının düzenlendiği baskın sona erdi. Buffy, üste ayakta kalan son canlı olan generale öfkesini kusuyor. “Bütün mesele iblisler değil. Konu, kadınlar. Güç ve kadınlar. Bu ikisinin aynı cümle içinde bulunmasına bile tahammül edemiyorsun değil mi?” General cevap veriyor: “Seni sadece erkeklerin devirmeye çalıştığını mı sanıyorsun?”

Okumaya devam et

Yıl bitiyor ve ben daha bir kez bile şöyle uzun uzun Mister No hakkında kelam etmedim. Daha önce birkaç kez bu “Az sonra okuyacağınız macerada Mister No…” yazılarından uzak durma eğilimimi açıklamıştım. Şimdi beni yormayın, bir daha anlattırmayın; isteyen çevirsin sayfayı, tadı kaçmamış, sürprizi bozulmamış, katilin uşak olduğu açıklanarak günaha girilmemiş bir çizgi roman keyfi yaşasın. Hâlâ bu sayfada kalan varsa, onlara da bir müjdem var: James Bond’un yeni macerası “Casino Royale”i izledim ve Mister No ile ilgili bir şeyler yazmak için ilhamla dolup taşıyorum.

Okumaya devam et

Unutmak kolay demiştin

Unutursun demiştin

Öyleyse sen unut beni…

Okumaya devam et