Artemis ve Apollon, Niobe'nin ölümü

Artemis ve Apollon, Niobe’nin ölümü

“Apollon ya da Artemis’in okuyla ölmek ansızın tatlı bir ölüme kavuşmak anlamına gelir.”

Azra Erhat, Mitoloji Sözlüğü

APOLLON

Apollon

Apollon

Baştanrı Zeus’la Titan Leto’nun oğlu Apollon’un doğum yeri Delos diye geçiyor. Pek çok kent Apollon’un doğum yeri olmak için yarışıyor zamanında ama Azra Erhat, efsanede anlatıldığı haliyle Hera’nın kem gözlerinden uzak, ikizlerini doğurmaya çalışan Leto’ya kucak açan kentin Lykia’daki Patara olabileceğini söylüyor.
Apollon adı, tıpkı kardeşi Artemis’inki gibi Yunanca değil. Adın kaynağına henüz bir açıklık getirilebilmiş değil ama Erhat, Hititler’in tanrısı Apulunas’la ses yakınlığına dikkat çekiyor. Yunanca bir ek adı var: Parlak anlamına gelen Phoibos. Büyükannesi Titan Phoibe’yle bir ilişki kurulmuş olabileceği söyleniyor. Homeros İlyada’da Phoibos Apollon dışında ona, okçu, hedefi vuran ya da gümüş yaylı ve Lykegenes (muhtemelen Lykialı) diye hitap ediyor…
Apollon genellikle altın bir lir ve gümüş bir yayla betimleniyor; vücudu diğer erkek tanrılar kadar “erkeksi” tarif edilmiyor, ince, uzun ve zarif kaslı yapısı hem erkekleri hem de kadınları cezbedebilecek çizgiler taşıyor neredeyse. Nitekim kendisi de hem erkeklere hem de kadınlara gönül koyan bir tanrı. Gerçi güzel delikanlılardan perilere geniş bir yelpazedeki aşkları konusunda çoğunlukla pek bahtsız: Daphne, Kassandra, Marpessa, Hyakinthos…
Troia Savaşı’nda Troialılar’ın yanında yer alıyor ve Hector’a kılavuzluk, koruyuculuk yapıyor. Orada da onu kırgınlık bekliyor. Yani zaferleriyle böbürlenme kolaycılığı değil de sanki yenilgilerini taşıma gücü onu kudretli yapıyor. Ayrıca Azra Erhat’a göre, Troia’da oynadığı rol onu Olymposlular’dan ayırıp, başka bir ahlak görüşü olan Anadolu’nun tanrısı yapıyor.
Olympos’a ilk geldiğinde diğer tanrılar onu aşırı bir saygı ve bir miktar da korkuyla karşılıyor, sanki başka bir diyardan gelmiş gibi… Nihayetinde Lykia’nın ana tanrıçası Leto’nun oğlu o… Yoksa Anadolu’nun güçlü Kybele’sinin oğlu Attis mi? Değilse bile, Letoon kutsal merkezi gibi yerlerin işaret ettiği üzere Leto, Artemis ve Apollon üçlüsünün Anadolu topraklarında sağlam köklere sahip olduğunu göstermez mi bu?
Artemis ve Apollon kardeşlere Zeus başka hiçbir tanrının sahip olmadığı “oklarıyla insanlara ani ve acısız bir ölüm sunma” gücü vermiş. Okçuluğunun da doğulu bir özellik olduğu söylenebilir. Apollon’un tanrıları korkutması da bundan olabilir diye not düşmüş Azra Erhat, çünkü kargıyla savaşanlar doğulu okçulardan korkuyor.
Ama Apollon sadece ölüm taşıyan bir tanrı değil. Zira o aynı zamanda, hem sağaltıcı tanrı Asklepios’un babası hem de Muse’lerin yöneticisi, çalgı ve ezgiyi, şiir ve dansı, kısacası her türden sanatı esinleyen, yaratıcılığın tanrısı. Azra Erhat, Mitoloji Sözlüğü’nde yaratıcılığın iki karşıt tanrıya bölüştürüldüğünü yazıyor: Apollon ve Dionysos. “Apollon aydın, ölçülü gücü simgeler, ışıktır, doğayı görme, varlığı akılla algılama ve akıl yetisine dayanan yöntemlerle biçimlendirme gücü ve yeteneğidir, Apollon plastik sanattır, ama aynı zamanda da öngörmedir, anlama ve kavramadır, ışığın doğayı bir projektör gibi aydınlatıp karanlık kalan sırlarını çözümlemesidir. Ama bu güç, insanı bir seyirci ve bir taklitçi olmaktan da ileri götüremez, yaratıcılık insanın doğaya bir başka türlü coşkuyla karışmasını şart koşar, karanlık güçlerin gizemine ermesini. İşte bu gücü de Dionysos, şarap tanrı simgeler” diyor.
Kehanetin tanrısı Apollon’un esinlediği kadın ve erkekler mantis (bilici) oluyor. Örneğin Pythia, Apollon, Hera’nın saldığı Python adlı ejderi öldürdüğü yerde kurduğu kehanet merkezinde, omphalos taşının (dünyanın göbeği) üstünde oturup gelecekten haber veren bilici bir kadın var. Burası Delphoi (Delfi;) ve bu ada kehanet sanatının üstünde yükseliyor, zenginleşiyor. Ama bu “kehanet turizmi”nin en meşhur adasından önce de Anadolu’nun Ege ve Akdeniz kıyılarında Apollon’un bilicilik merkezlerinin dizili olduğu biliniyor: Didyma, Troia’daki Thymbra’lı Apollon (Helenos’la Kassandra’yı esinlediği yer), Erythrai (Ünlü bilici Sibylla), Patara, Xanthos… Apollon gibi, kehanet de Apollon’la birlikte Anadolu’dan batıya doğru yayılmış olabilir pekala.
Azra Erhat bu konuda ısrarcı: “Homeros’tan Roma çağından sonraki Kommagene krallarının zamanına dek hep aynı Anadolulu tanrıdır Apollon.”

Artemis

Artemis

ARTEMİS

Baştanrı Zeus ile Titan Leto’nun kızı. Annesi kardeşi Apollon’u Delos’ta doğurduktan hemen sonra Artemis’i dünyaya getirmek için Ortygia’ya geçiyor. Ege Havzası’nda pek çok Ortygia var; biri de Efes’te bugün Meryem Ana’nın evinin bulunduğu yer. Efsaneye göre Apollon’la birlikte büyüyorlar; atlarına Meles (İzmir) ırmağında su içiriyorlar; o da kardeşi gibi Troialılar’ın safhında yer alıyor… Bunlar tanrıçanın kökenleriyle ilgili ipuçları olabilir. Azra Erhat, Mitoloji Sözlüğü’nde, Orta Anadolu’nun Ana Tanrıça’sının Yunan din ve efsanelerinde Artemis adını aldığından çok emin. Ona göre bu kült Mezopotamya’dan Mısır’a, Ege adalarından Akdeniz kıyılarına geniş bir alanda tohumlarını atarken, binbir çeşit ad alıyor, kılıktan kılığa giriyor ve dolayısıyla bu güçlü ve özel kadının izlerinin takibi zorlaşıyor. Ama her halükarda geçmişi MÖ 6000’lerden başlatılabiliyor ve uzun yolculuğu onu Efes’teki Meryem Ana’yla tarihi buluşmasına hazırlıyor olabilir.

Artemis, ok, yay, at ve arabaların yanı sıra vahşi av hayvanlarıyla birlikte betimlenen, genellikle genç ve çok güzel bir kadın; çoğunlukla da bakire olarak tarif ediliyor. Ama yanlış olmasın, oklarını sadece av için değil insan öldürmek için de kullanıyor. Başka hiçbir tanrıya bahşedilmemiş ansızın ölüm verme gücü var; acısız ölüm erkeklere Apollon, kadınlara Artemis eliyle geliyor. Çocuk doğururken ölen kadınları da Artemis’in oklarının aldığına inanılıyor.

Apollon gibi onun da adı Yunanca değil. Ama Homeros’un İlyada’dasında ona ok taşıyan, ok saçan, okçu tanrıça tanımlamaları uygun görülüyor; Apollon gümüş yaylı iken onun için altın yaylı, altın tahtlı ve dizginleri altın kakmalı deniliyor.

Azra Erhat “Mythos’un kaynağı sayılan Homeros destanlarında karşımıza çıkan Artemis sonraki yazının avcı tanrıçasından çok, kişiliğinde dişi yaratığın üç aşamasını, yani kızlık, kadınlık ve analık aşamalarını da birleştiren büyük Efes’li tanrıçaya benzemektedir” diyor. Kybele’nin de sıfatı olduğu kabul edilen “yabani hayvanlar tanrıçası” Artemis’in bugün Selçuk Müzesi’nde bulunan suretleri de onun bütün “kadınlık hallerini” temsil ettiğinin altını çiziyor gibi görünüyor.

Mitoloji dönem ödevi, Kasım 2014

Reklamlar