Fevziye ve Muzaffer Öztek

Fevziye ve Muzaffer Öztek

Babannemin masalları bir acayiptir. Hepsinin sonu mutlu bitmez mesela. “Evlenip sonsuza kadar mutlu yaşadılar” da olmaz; evlenirler ve masal asıl o zaman başlar…

Kadınlar, “demir çarık giyer, demir asa taşır” ve illa ki uzun yollara düşerler; gerektiğinde erkek kılığına girerler; bir hamam işletirler, gelen gidenden hikaye toplamak için… Hatta hepsi genç güzel kızlar bile değildir. (Unutturmayın da bir ara Buruşuk Nineler’i anlatayım size.)

Bu masalları (kuvvetle muhtemel 1920-1930 arası) Silistre’de terzilik yapan Makineci Saime Abla babanneme anlatırmış. Saime Abla nereden gelirmiş, nereye gidermiş hiç anlatmadı babannem; bütün bildiğim, makinesinde tıkır tıkır dikiş dikerken mahallenin bütün kızlarını masallarla eğlediği…

Nedense babannem Tatar olduğu için, masalları da bana hep Tatar masalları gibi gelirdi. Oysa İncili Salkım’ın kaynağını araştırmaya kalktığımda, Tatar belgeselci Zafer Karatay ve Bulgaristan’dan Kırım Tatarı folklor araştırmacısı Gülser Canay bunun Tatar masalı olduğunu sanmadıklarını söylediler.

Babanneme bu masalları hangi dilde dinlediğini sormak da hiç aklıma gelmemişti; Tatarca, Türkçe, Romence ya da Bulgarca mıydı? Hepsi mümkün ama bize Türkçe anlattı ve anlatırken de eminim (bilerek ya da bilmeyerek) değiştirdi. Ben de size anlatırken masalı çok az eğdim büktüm korkarım.

Bunun için iki kişisel bahanem var: Bir, belleğimin zaafiyeti yüzünden bazı detaylar kaybolmuştu; boşlukları inceden doldurmam gerekti. İki, yazar egoma yenildim; elime fırsat geçmişken gösteriş yapayım, azıcık ballandırayım istedim.

Ama zaten masal da anlatıldıkça değişmiyorsa masal sayılmaz ki…

İncili Salkım masalı 

2012-10-25 14.59.28

Babanne masallarıyla büyüyenler… Kolaj, 1992

Bianet, Şubat 2014 Anadili Günü

İncili Salkım, Bianet

Reklamlar