Evgeny Solodkiy

Evgeny Solodkiy

Evgeny Solodkiy aslen bir mimar ve sanatçı, teknesi Helon’u (*) elleriyle inşa edip Saratov’dan İstanbul’a gelene kadar denizci de olmuş. Pasifik’e uzanan bir yolculuğun ilk ayağında teknesine konuk olduk, öyküsünü dinledik.

Fotoğraf: Bahar Onan

Aralık’tan beri Kurbağalıdere’nin ağzında bir gemi var. Potemkin Zırhlısı’nın griliğinde, Rus bayraklı bir yelkenli. Dibi derenin çakıllarına sürtünüyor hiç korkmadan. Parçaları büyüyle birleştirilmiş gibi görünüyor. Baş tarafında, açık denizden gelen dalgalara pençelerini uzatmış insan suretli karanlık bir heykel, gelen geçene ters bakıyor. Güvertesinde, zamanı unutmuş bir adam sessizce çalışıyor. Uzaktan teknenin başbüyücüsü mü yoksa bir korsan mı tam anlaşılamıyor. Teknenin adı Helon; o adam ise Evgeny Solodkiy.

Tekneye çıkınca anlaşılıyor ki, Helon’un parçaları büyüyle değilse de mucizevi bir şekilde tek tek elle tutturulmuş birbirine. 49 yaşındaki Evgeny’niyse biri mavi, öteki kahverengi gözleri ve gırtlağında izi görünen ameliyattan kalma çatallı sesiyle büyücü veya korsan olabilir gerçekten. Kesin olan bir şey var: Helon da, Evgeny de konar göçer özgür ruhlar.

Evgeny öyküsünü yüksek tavanlı salonda kahve eşliğinde anlatıyor. Moskova’da iyi kazanan bir gösteri sanatçısı iken parayla özgürlüğün ters orantılı olduğunu fark ettiği bir an geldiğini söylüyor. “Yani beni satın alıyorlardı. Ben de Saratov’a gittim.” Deniz fikri orada aklına düşüyor ve “yeni binyılın başında” yeni bir tekne inşa etmeye karar veriyor kendine. “Filmlerde kötü adamlar, bir işin iyi yapılmasını istiyorsan kendin yapmalısın der ya, işte öyle, ben de bu teknede her şeyi kendim yaptım” diyor. Önce dünyayı boylamdan geçerek turlayan ilk Rus yatına ait bir projeyi satın alıyor. Ardından bölgeden birkaç ustayla oturup projeye uygun bir iskelet hazırlıyorlar. Ama bir mimar olduğu ve ergonomiden anladığı için, teknenin içini tek başına tasarlıyor ve yapıyor. “O teknenin temel tasarımının üstüne kendi fikrimi oturttum” diyor. Örneğin özgün projede üst kısım çok alçakmış, ama yaşam alanını ferahlatmak için yükseltmeye karar vermiş.

Teknenin içinde kısa bir tur yaptırıyor konuklarına gururla. Tekne şaşırtıcı derecede büyük ve derin; suyun altında 2.5 metresi var. Salonun altındaki ilk katta sauna, resim atölyesi, ardiye, iki tuvalet dahil geniş bir labirent bulunuyor. Oda sayısını sorduğumuzda, “Bilmiyorum, hiç saymadım” diye gülümsüyor. Dediğine göre bu tekne bir seferde 30 kişiye yatacak yer sağlayabiliyor.

“Askeri” izler sadece kapılarda hissediliyor. Kapılar yangın ve su alma durumuna karşı odaları izole edebilecek şekilde tasarlanmış ve eşikleri çok yüksek tutulmuş. Bunun dışında çini sobalar, deri köşe koltuklar, ahşap oymalar, ceviz masalar korsan gemisi duygusunu güçlendiriyor. Ardiyede kapıya yaslanmış hınzırca gülümseyen, gerçek boyutlarında Kaptan Jack Sparrow kartoneti de ana resme tuhaf bir şekilde oturuyor.

Bu kattaki koridorda bir de resim sergisi mevcut. Çünkü Evgeny bir sürü şeyin yanında alaylı bir ressam. Teknenin genel ruh haline uygun, deniz temalı bu tablolarını yanaştığı limanlarda sergiliyor. Yolculuğunun ana finans kaynağı da bu zaten. “Ben denizci değilim, sanatçıyım” diyor. “Bu tekne de benim için sanat aracı. Dünyayı dolaşıp sergiler açmak istiyorum. Yolda sponsor bulursam ne ala. Ama bulamazsam da fark etmez. Çünkü bu tekneyi bir sanatçı olarak kazandığım parayla inşa ettim. Hayatta kalmayı başarırım.” Şubat’ta İstanbul’da bir galeride sergi açmayı planlıyor; biz dergiyi yayına hazırlarken Rus Konsolosluğu’yla görüşmeleri devam ediyordu.

Sonra baharda Kurbağalıdere’den demir alacak ve Marmaris’e yelken açacak. Ardından da İtalya, İspanya, Kanarya Adaları ve taa Pasifik’in en ücra köşelerine kadar uzun bir yol hayal ediyor. Maliyeti nedeniyle marinalardan uzak duruyor ama teknesine güveni tam, ufak fırtınalardan korkup saklanmaya niyeti olmadığını söylüyor. Şimdilik tek yol arkadaşı Evelina Abuziarova ama 6-7 kişilik bir ekip kurmak istiyor. İlla ki tecrübeli olmaları da şart değil, dünyanın hangi köşesinden gelirlerse gelsinler, yeter ki bu serüvene talip olsunlar.

Daha önce hiç denize açılmamış bir adam için bayağı gözüpek biri Evgeny. Rusya’daki vergi ve gemi kayıt işlemlerinin onunki gibi bir el yapımı tekneyi dışlaması nedeniyle Saratov’dan kaydını sildirmiş ve bir daha da oraya dönmeyi planlamıyor. Ama bu yolculuk da bir yerde bitecek herhalde?.. “Hayalim, Pasifik’te küçük bir ada bulmak. Gauguin gibi…” İşte o zaman bütün tekneyi de rengarenk boyayacakmış belki.

(*)Helon Rusya’da M.Ö. 500’lerde Persler tarafından yıkılan bir Yunan kolonisinin Herodot tarihinde de adı geçen koloninin bugünkü Saratov olduğu tahmin ediliyor.

Motor, Boat & Yachting, Şubat 2013

Reklamlar