Tekerlekli sandalyede bir kaptanın dümen tuttuğu, Voya adlı bir yelkenli, İstanbul’dan ayrılıp bir haftalık yolculuğun sonunda 19 Mayıs’ta Samsun’a çıktı. Cansın ve Hakan Yemlihaoğlu hem bir hayali gerçekleştirdi hem de “mücadele”nin hiç bitmeyeceğini hatırlattı.

Karla karışık yağmur altında Pendik Marina’da buluştuğumuzda Hakan Yemlihaoğlu, Sirena Marine’e ait bir Azuree 40’ın önünde objektifimize tedirgin gülümsemişti. Hemen yanımızda da “Ama bu yazı çok erken oldu, daha hiçbir şey hazır değil” endişesini taşıyan Legal İletişim vardı. O şubat ayı itibariyle basına planlarını açıklamak konusunda ikisi de tereddüt etmekte haklıydı. Çünkü teknede yapılacak değişiklikler halen kağıt üstündeydi. Tekne, yeni kaptanı Cansın Yemlihaoğlu’na hazır değildi. Baba kız yaşayacakları yedi günlük bir yelken serüvenini bütün detaylarıyla planlamamışlardı daha. Ama işin en önemli kısmı tamamdı: Doktorlar, Cansın’ın böyle bir yolculuğa çıkmasında sakınca olmadığını açıklamışlardı.

Cansın, serebral palsi (beyin felci) rahatsızlığı nedeniyle tekerlekli sandalyede büyüyen 17 yaşında bir kız. Haftada üç gün ikişer saat fizik tedavi görüyor, yazıyor, okuyor, arkadaşlarıyla takılıyor, yelken yapıyor ve projeler üretiyor. Pek çoğumuzdan farklı olarak, projelerinin bir kısmını da hayata geçiriyor. Örneğin 19 Mayıs haftasında, babasıyla birlikte İstanbul’dan Samsun’a yelken açtı. Samsun’a bir ulusun bağımsızlık mücadelesinin başladığı tarihin yıldönümünde çıktı ve böylece “babasıyla birlikte zaman geçirmekten” çok daha fazlasını yaptı: Hayatın her alanında, her tür engele karşı mücadelenin devam etmesi gerektiğini hatırlattı.

Şubat ayında Hakan Bey bu yolculuğu aynen şöyle tarif etmişti: “O kaptan, ben tayfa olacağım. O kullanacak, ben hizmet edeceğim.” Bu yolun risklerini, olası hayal kırıklıklarını ise göze aldıklarını, kendinden ve kızından emin bir dille ifade etmişti. Mayıs sonunda Samsun’dan döndüklerinde anlaşıldı ki bu içi boş bir güven değilmiş.

Konuksever limanlar

Kaptan Cansın ve tayfa baba, 12 Mayıs’ta İstanbul’dan Voya adlı yelkenliyle yola çıktılar. Şile, Ereğli, Amasra, İnebolu, Sinop limanlarının ardından 18 Mayıs’ın son saatlerinde Samsun’a vardılar. Bu dar kadrolu, geniş vizyonlu tekne Ereğli-Amasra etabında bayağı zorlandı. Hakan Bey, bu yolu anlatırken “23 knotlarda sağanak, 28-32 knot kafadan esen rüzgar, kaba dalga yaptı, baş kıç vura vura gittik” diyor. Ama her limanda mükemmel bir konukseverlik gösterisiyle karşılaştıkları için yorgunluk yerini her seferinde bir şey başarmanın mutluluğuna bıraktı. Örneğin Amasra’da kent konseyi ve kortej eşliğinde kentte yürüyüp basın açıklaması yaptılar. Sinop’a sabahın köründe varmalarına karşın limanda insanlar onları neşeyle karşıladı. Samsun’a gece yarısına doğru gelen baba-kızı, Yelken Kulübü’nde iştah açıcı bir sofra ve kulübün başkanı Mustafa Seyhan ile yönetim kurulu üyesi Sadun Zengin’in geç saatlere kadar süren dost sohbetleri bekliyordu. Belki de en güzel manzara da 19 Mayıs sabahı yelken kulübünden demir alan 12 teknelik minik bir konvoyun Atatürk’ün Samsun’a çıktığı iskele önündeki törene gelişinde ortaya çıktı. Cansın o gün resmen bir kahraman olarak Samsun’a çıktı. Aynı gün akşamüstü Cansın’la Umuda Yelken Projesi için kulübün düzenlediği kokteyl de vardı. Samsun valisi Hüseyin Aksoy, Belediye Başkanı Yusuf Ziya Yılmaz ve Garnizon komutanı Tuğgeneral Mehmet Göktan’ın da katıldığı bu organizasyonda 17 yaşındaki bu cesur kaptana şilt verildi.

“Kızımı yeniden tanıdım”

Cansın’ın kişisel ve fiziksel sınırlarını zorlama gücü ve cesareti bütün bu törenleri, tebrikleri ve ödülleri hak ediyor elbette. Dile kolay yedi gün babasıyla birlikte teknede Karadeniz’e kafa tuttu. İki kişilik dev kadro, “vardiya usulü” dümen tuttular; yani kahraman kaptan toplamda yaklaşık 40 saat dümende durdu. Uğradıkları limanlarda su ve elektrik bulmakta zorlandılar. Güzergahlarının üstündeki balıkçı barınakları, marinalar ve yanaşma yerleri yatlara çok uygun olmadığından Cansın’ın ve tekerlekli sandalyesinin karaya çıkması hep sıkıntılı oldu. Ama hava ve deniz onlardan yanaydı; tüm meteoroloji tahminleri tuttuğu ve Karadeniz’in cilvelerine hazırlıklı oldukları için seyirde büyük sorunlar yaşanmadı. Ya sağlık? “Sağlıkla ilgili hiçbir problem yaşamadık” diyor Hakan Bey, “beden ve ruh sağlığımız süperdi.” Özel kaptanı için düzenlenen Voyager 40 da yine bu yolculukta sınıfı geçti. Baba kız tekneden memnun. “Hiçbir beklentimizi karşılıksız bırakmadı” diyor Hakan Bey.

İnsan insanı yolculukta tanırmış ya… Hakan Bey de Cansın’ı Karadeniz yolunda tanımış; öyle diyor. “Duygusal olarak kızımın bugüne kadar hiç görmediğim yönleriyle yeniden tanıdım ve artık onu iki kat daha fazla seviyorum.” İki başlarına geçirdikleri, sabır ve kararlılığın sınandığı serüvenleri boyunca, birlikte yediler, birlikte içtiler, sorunları birlikte çözdüler nihayetinde. “Kızımın azmini, gayretini, sabrını ve babasına ölümüne güvenini gördüm” diyor Hakan Bey. Bu tecrübeli yelkencinin ne demek istediğini de herhalde en çok denizciler anlar.

Ayrıca Cansın bu yolculukta bir kaptan olarak kendini kanıtladı. Hem baba hem de denizci sıfatıyla konuşan Hakan Bey onun çok sebatkar bir kaptan olduğunu söylüyor ve ekliyor “Hiçbir zorluktan gocunmadı, şikayet etmedi. Evde çok daha beterböcek!” Ama ona göre bu serüven çok daha önemli bir şeye vesile oldu: “Cansın dışarıdaki hayatı bir önder olarak tanıma fırsatı buldu. Önderliğin getirilerini ve sorumluluklarını tattı.” Yeni insanlarla tanışmak, başka kıyılarda sevgi, dostluk ve konukseverlik bulmak da genç bir kız için paha biçilmez bir deneyim olsa gerek. “Artık hayatının sonuna kadar unutmayacağını umduğum babasıyla paylaştığı bir anısı oldu” diye ekliyor Hakan Bey. Zaten Cansın’ın ta en başında, denize yelken açma amacı da bu değil miydi? Bunu da herhalde en çok ana-babalar anlar.

Cansın’da plan, proje, hayal bitmiyor. (Hangi gençte biter ki!) 2015 Paralimpik Olimpiyatları’na katılmak istiyor. Ama anlaşılan bu hayalini, bir sponsor bulana kadar askıya almış. Temmuz ayında kuzenleri ile birlikte yarışmak istiyor. Gelecek yıl 18 Mart’ta Çanakkale Şehitliği’nde sona erecek bir yelken yolculuğu da planları arasında. Hakan Bey tüm bu projeleri için kızına tam destek veriyor ama her şey eninde sonunda bir yere gelip dayanıyor: “Hepsi olur, tabii uygun tekne bulabilirsek…”

***

Cansın Yemlihaoğlu

“O bana güvendi, ben de ona”

Yolculuk öncesinde nasıl hissediyordun?

Acaba başarabilecek miyiz diye çok heyecanlıydım. Ama babama güveniyordum. O bana güvendi, ben de ona.

Bu yolculuk hayatında neleri değiştirdi?

Birçok yeni dostum ve arkadaşım oldu. Ayrıca kendimi ünlü biri gibi hissediyorum.

En çok hangi konuda zorlandın?

En çok lavaboyu kullanmak zordu.

En çok hangi konuda kendini çok rahat hissettin?

Tekne yattığında çok eğlendim!

Bundan sonraki maceranı planladın mı? Kaptanlığa devam mı?

Evet galiba devam. Ama artık babalar ve kızları projemiz var.

***

Yol haritası

12 Mayıs – 34 deniz mili

12.30 İstanbul Boğazı’ndan start

17.30 Şile

13 – 14 Mayıs – 83 deniz mili

16.30 Şile’den hareket

05.00 Ereğli

15 Mayıs – 56 deniz mili

05.00 Ereğli’den hareket

14.00 Amasra

16 – 17 Mayıs – 140 deniz mili

08.30 Amasra’dan hareket

18.00 İnebolu’da yakıt ikmali

05.30 Sinop

18 Mayıs – 76 deniz mili

11.00 Sinop’tan hareket

23.00 Samsun

Motor, Boat and Yacthing, Haziran 2012

Reklamlar