Cansın ve babası Hakan Yemlihaoğlu 19 Mayıs’ta Samsun’a çıkacaklar. Beyin felci, bu cesur kızı rotasından saptırmıyor.

Bir şarkıda “Doğduğun anda ölmeye başlarsın” diyordu. 17 yaşında genç bir kız tanıdım; ölme hakkını doğduğu anda 2.5 dakikalığına kullandığından olsa gerek, bugün hayatın tam ortasında dimdik duruyor.

Tanımak dediysem, o genci, babasının gözlerinde ve sözlerinde, bir insan bir insanı ne kadar tanıyabilirse o kadar tanıdım. Ve “dimdik durmak” derken, serebral palsi rahatsızlığı nedeniyle tekerlekli sandalyede yaşıyor olmasına karşın, değme “normal” insandan daha sağlam bastığını kastediyorum. Peki bir de bu kızın bütün engellere rağmen 12-19 Mayıs arasında İstanbul’dan Samsun’a bir yelkenlinin dümeninde durup yelken basacağını söylesem…

Söz konusu genç kız, 1995 Kandıra doğumlu Cansın Yemlihaoğlu. Doğumu çok çetrefilli imiş. Güçlü yaşama içgüdüsü ve kararlı doktorlar sayesinde hayata tutunmuş. 29 günlükken hastalığının adı konmuş: Serebral palsi. Bir başka adıyla “beyin felci”, yani beynin bir bölgesindeki hasar nedeniyle ortaya çıkan kas kontrol yetersizliği. Tedavisi yok.

Cansın (ve ailesi) için hiçbir şey kolay olmamış. Bakıcısıyla okula gitmiş, engelli olduğu gerekçesiyle okuldan atılmış, deprem tatbikatında arkada bırakılmış, okulda gasp edilmiş, sürekli doktor gözetiminde yaşamış… Yine de babası bu öyküyü anlatırken acıma hissine gömülmüyorsunuz, belki zaman zaman öfkeye kapılıyorsunuz ya da bir tutam hayranlık katılmış şaşkınlığa. Çünkü pek çok zorlu sınavdan geçen Yemlihaoğlu ailesinin “normal”i bu sanki. Ergenlik çağında olup da kendisiyle barışık bir kız çocuğu sahibi onlar. Hayattan zevk alan, beklentileri yüksek, mesela yazar olmak isteyen, yeni şeyler deneme cesaretiyle dolu bir genç…

Cansın’ın bu özelliklerinin ardındaki sırlardan biri de ailesinin yaklaşımı. “Onu engelli olarak hiç değerlendirmedik. Hep normal insan muamelesi yaptık. Hayata onu da soktuk, saklamadık” diyor babası. Örneğin 4 yaşındaki Cansın’ı dümenin başına oturtup Ege sularına yelken açmışlar. Kayağa gittiklerinde amcası sırtlamış yeğenini, kaymışlar birlikte. Yazlıkta her çocuk gibi denize giriyor, arkadaşlarıyla takılıyor…

Genç kız, doktor raporlarına göre yüzde 60 ama babasına göre yüzde 20 hasarlı. Zekası yerinde. Sadece yürüyemiyor, sağ kolunda zorlanıyor. Doğumda iki kolu eşit derecede çalışmazken kullandıkça sol kolu gelişmiş. “Bunun tek tedavisi de bu zaten; kullanmak” diyor baba. Beyin kaslara hükmedemiyor ama kasların da bir tür belleği var; bu sayede tekrar ettiği hareketleri daha kolay yapar hale geliyor. Cansın’ın haftada üç gün ikişer saat (bir saat fizik tedavi, bir saat fizik kondisyon) çalışması da bundan. Ah bir de baba kız İstanbul’dan Samsun’a yelken açacaklar ya; ona hazırlanıyor.

İlk hareket Cansın’dan gelmiş: “Baba seninle ilgili çok anım yok, birlikte bir şeyler paylaşmalıyız.” Hakan Bey de dünden razı, “Böylece anladığım, zevk aldığım şeyi, yelkeni önerdim” diyor. Cansın’ın babasına iş adamı ve inşaat mühendisi diyenler olabilir ama muhtemelen o daha çok denizci sayıyor kendini; yarışıyor, yelken hakemliği yapıyor ve yazın üç ay denizde yaşıyor. Durum böyle olunca Cansın da 1.5 yıldır faal olarak yelken sporu yapıyor haliyle.

Baba-kız yolculuğuna, W Cup Boğaz yarışının planlandığı 12 Mayıs’ta start verilecek. Ama acaba Cansın hazır mı? “Hem psikolojik hem de heyecan olarak benden daha hazır” diyor Hakan Bey. “Teknede iki kişi olacağız. Bir doktor ve kardeşimin (Volkan Yemlihaoğlu) de içinde olduğu bir tekne de bize refakat edecek.” Şile, Kefken, Ereğli, Amasra, İnebolu ve Sinop’un ardından bir hafta sonra, 19 Mayıs’ta Samsun’a ulaşmayı planlıyorlar. Cansın 80 saat dümen tutacak, 14 kez ana yelkeni direğe basacak. “Gündüzleri kızım dümende olacak” diyor Hakan Bey, “O kaptan, ben tayfa olacağım. O kullanacak, ben hizmet edeceğim.” Sonra kocaman bir gülümsemeyle ekliyor: “Babaların hepsi böyledir.” Tamam ekip gerçekten hazır görünüyor.

Peki Cansın gibi özel bir durumu olan kaptanlara uygun tekne var mı elde? Sirena Marine’in bu proje için tahsis ettiği 12 metrelik Azuree 40’ta yapılması düşünülen değişiklikler tamamlandığında yanıt evet olacak. Engelli Değil Yelkenli Derneği Başkanı Özgür İnam, özel tasarlanıp üretilmiş ya da modifiye edilmiş tekneler olduğunu söylüyor. “Örneğin Dufour Atoll çok hoş bir engelli dostu tekne, Azuree de olabilir” diyor ve devam ediyor “ama mevcut bir tekneyi modifiye etmek zor doğrusu.” Sirena Marine’in mühendisleri toplantı üstüne toplantı yapıp işte o zorlukları aşmaya çalışıyor.

Yalnız bütün bunların gerçekleşebilmesi için destek şart. Tayk, SYK, Pendik Yelken Kulübü, Sirena Marine ve Legal İletişim zaten bilfiil işin içinde ama sponsorluk anlaşmalarında imzalar tamamlanmadığı için kimin ne kadar temenni düzeyini aştığını şimdilik açıklamayı uygun bulmuyorlar. Hakan Bey, “Önemli olan desteğe açık olduğumuzun bilinmesi. Destekler büyüdükçe hedefimizi de büyütebileceğiz. Sonra da bunların hepsini herkesle paylaşacağız” diye hatırlatıyor. Nitekim teknede yapılacak değişiklikleri gösteren planları isteyen üniversiteler olmuş. Volkan Yemlihaoğlu da ekliyor: “Örneğin Engelli Değil Yelkenli çok güzel çalışmalara imza atıyor. Birlikte çok iyi işler yapabiliriz.”

Cansın pek çok açıdan şanslı bir kız. Öncü olmaya cesaret eden ve ailesinden büyük destek gören bir engelli yelkenci. Doktorları da kişiliği ve fiziği açısından çok faydalı bir işe giriştiğini söylüyor. O benzer sıkıntılar yaşayıp aynı ölçüde cesaretlendirilmemiş yaşıtlarına bir umut olacak. Baba kızın bir de hedefi var: 2015’teki Paralimpik Oyunlar.

Ama hayaller büyüdükçe, işler zorlaşmıyor mu, hayalkırıklıkları artmıyor mu? Hakan Yemlihaoğlu son noktayı tam da buraya koyuyor: “O da bir insan. Tabii ki hayalkırıklıkları yaşayacak. O da aşık olacak ve ret edilecek. Tıpkı normal insanların yaşadığı gibi…”

***

Tekne şekilleniyor

Sirena Marine mühendisleri ve Hakan Yemlihaoğlu kağıt üstünde sıkı bir çalışma yürütüyor ama asıl Cansın tekneye çıkınca ihtiyaçlar ve eksiklikler görülecek ve son rötuşlar atılacak. Ama şu aşamada elektrikli vinç Hakan Bey’e göre olmazsa olmaz. Dümenin oraya emniyet kemeri de bulunan engelli koltuğu yerleştirilecek. Kamaraya inişlerde özel bir rampa yapılacak ve kaptanın tutunabileceği, rahat hareket edebileceği bir takım tadilatlar da gerekecek. Gündüzleri güvertede mobil tuvalet bulunduracaklar. Teknenin içine de dümendeki koltuğun bir benzerini koymayı planlıyorlar; güvenlik için. Bir başka yenilikse Cansın’ı bütün dünyaya bağlayacak. Kaptan Cansın sadece tekneyi idare etmeyecek, aynı zamanda internetten canlı izlenebilecek bu projenin yüzü ve sosyal paylaşım sitelerinde anında bilgi akışını düzenleyecek yöneticisi olacak. Ayrıca yerleştirilmesi planlanan tekne takip sistemi ile internetten adım adım Cansın’ın yolu gözlenebilecek.

***

Engel aşan ilk proje

Özgür İnam, Engelli Değil Yelkenli Derneği Başkanı

Engelli Değil Yelkenli, Türkiye’nin ilk engelli yelkencilik projesi. İzmir Kalkınma Ajansı desteğiyle finanse edilmiş bir proje. Proje sonrası yaratılan sinerji ve edinilen kaynaklarla Umuda Yelken Engelliler ve Gençlik Spor Derneği (www.uyder.org) kuruldu. 2011 sonunda Türkiye’nin ilk engelli yelken kulübü olduk. Hedefimiz ülkemizi tarihinde ilk kez paralimpik olimpiyatlarda temsil etmek üzere bir takım çıkartmak.

 Motor, Boat & Yatching, Şubat 2012

Fotoğraf: Hakan Yemlihaoğlu’nun izniyle.

Reklamlar