Burada kadınlar aleminin en büyük sırlarından birini ifşa edeceğim. Konu kıtlığından tüm kadınları kendime düşman yapmaya karar verecek kadar aklımı kaçırmış değilim (henüz). Sadece bilinsin istiyorum. Anlaşılmamızı kolaylaştırmak niyetim. İçimiz dışımız bir olsun maksat…

Zaman zaman kadın kadına düzenlendiği herkesçe bilinen ama muhteviyatı fazlaca konuşulmayan bir aktiviteden söz ediyorum. Kadınların öyle dolunayda dağlarda tepelerde, otlarla hafiflemiş bedenlerini oradan oraya attıkları rivayet olunan şamanik ayinler gibi bir şey değil bu. (Gerçi kökenlerini eşelesek muhtemelen altından bu ayinler çıkabilir.) Hamamda köfte, dolma, darbuka, ud keyfi gibi de değil. (Evet biraz buna da benziyor.) Hele altın günü, dolar günü hiç değil. (Biraz esnetsek bu toplantılarla da psikososyal bir bağ bulunabilir tabii.) Kastettiğim bildiğiniz “kız gecesi”.

Bazı akşamlar, kadınlar din, dil, ırk, yaş, medeni durum ve sınıf ayrımı gözetilmeksizin yakın çevrelerinden bu tip ayinlere uygun hemcinsleriyle biraraya gelir. Tüm farklılıklarından, görevlerinden ve rollerinden sıyrılıp yalnızca kadın olurlar. Giysiler kusurları örtmekle ya da zenginliği, saygınlığı teşhir etmekle yükümlü değildir mesela böyle zamanlarda; sefillikte eşitlenen eski eşofmanlar idealdir bu nedenle. Makyaj yoktur çünkü “gözlerin ve elmacık kemiklerinin vurgulanması”nı gerektirecek koşullar dışarıdaki dünyada kalmıştır. Haliyle fotoğraf makinesine müsaade edilmez pek. Sosyal paylaşım ağlarına ve basına da kapalıdır toplantı. Sadece yakın kız arkadaşlar…

Bu ayinlerin özü tüm dünyada aynıdır tahminimce ama eminim her kadın grubuna göre şekli şemali değişiyordur. Ben benim katıldığım ayinleri bilirim, onları anlatırım.

Mekanlar muhteliftir. Bir kentin tümü bu maksatla kullanılabilir örneğin. Paris’te üç gün üç gece belli bir promilin üstünde kalmaya özen gösterilerek, sokaklar altüst edilebilir. Bir sahil kasabasındaki bir yazlık, bir otel süiti, Akdeniz’de bir tekne, adada bir kulübe; hepsi olur. Ama en ekonomik ve pratik olanı ekipten bir kadının erkekten tamamen arındırılmış evidir.

Yemekler ve içkiler dönemin mali profiline uygun seçilir. Pizza, suşi, kebap kadar ev yapımı patates salatası, kısır, makarna da makbuldür. Ama illa ki cips ve kuruyemiş olmalıdır. Ve alkol. “Umduğunu değil bulduğunu içmek” kimsenin kalbini kırmasa da bir Şili şarabına hangi kadın hayır diyebilir. Margarita, martini (ister karıştır, ister çalkala hepsi uyar), tekila sunrise, mojito gibi kokteyller de özgüven patlaması yarattığı için, katılımcıların hepsinin sabit bir geliri varsa, sorgusuz sualsiz masaya gelir. Rakı gerektirdiği sofra adabı, ağır ağır geceye yayılma zorunluluğu ve sonunda yarattığı “ülke kurtarma hissi” nedeniyle pek tercih edilmez. Çünkü bu gecelerde kadınlar öncelikle ve hızla ve düşüncesizce “kendilerini kurtarma” operasyonuna girişir.

Ayin boyunca hemen her tür kadınsı aktivite yapılabilir. Ağda, manikür, pedikür, saç boyama, eski ve yeni sevgililerin detaylı öykülendirilmesi ve bu öykülerin yeniden ve yeniden yorumlanması, analizi, travmaların, pişmanlıkların ve itirafların listelenmesi, solo modern bale ve gece ilerledikçe (düğün geleneklerimize de uygun olarak) kız kıza dans, damardan Müslüm Baba düeti (tercihan Tanrı İstemezse), karanlık bir köşede karanlık düşüncelere dalma…

Araya atılan, özenle seçilmiş bir ya da iki film de en az alkol kadar süreci hızlandırabilir. Romantik komediden ağırı ağır gelir, olmaz. Grubun genel karakteristiğine göre liste değişir ama nacizane önerim şunlardır: Harry Sally ile Karşılaşınca, Mesajınız Var, Mamma Mia, Anadan Doğma.

Nihayet gecenin zirvesine yaklaşıldığında duygusal ve fiziksel arınma başlar. Uzun uzun kusma ihtiyacı, önlenemez bir konuşma isteği ve böğüre böğüre ağlama nöbetleri bu arınma aşamasının sağlıklı tamamlanacağının işaretidir. İlk düşen (ilk gözyaşını ayine sunan da denebilir) gecenin yıldızı unvanına layık görülür. Bir türlü düşmeyen de gecenin annesi olur ve kızları temizleyip yatırma, ortalığı gecenin artıklarının tehlike arz etmeyeceği kadar toplama görevini üstlenir. Sabaha sonsuz bir başağrısı ve susuzlukla uyanan kadınlar uzun kahvaltı boyunca alçak sesle geceyi değerlendirir.

İç dış her türlü temizlik yapılmıştır; artık herkes ağır ağır kendi hayatına döner. Herkes kapının ağzındaki portmantoda bekleyen kargaşadan kendi rollerini, yüklerini, sorumluluklarını, eziyetlerini, haksızlıklarını, hayallerini, tutkularını bulur, üst üste giyer ve sessizce dağılır… Bir tek gelecek kız gecesini nerede düzenleyecekleri meselesi kalır konuşulmamış.

Aman ya onu da bir ara işten güçten vakit bulup ayarlarız gülüm. Derdimiz bu olsun!

Yazıda geçen filmler sözlüğü

Harry Sally ile Karşılaşınca (When Harry Met Sally): Gerçek bir klasik! Çakma orgazm sahnesi, yıllara yayılan “kadın ve erkek arkadaş olur mu” tartışması, ilk öpüşme… Neşeli ve tatlı bir kokteyl hissi verir ve zaten de bu yüzden hızla kafa yapar.

Mesajınız Var (You’ve Got Mail): “Hep böyle bir küçük kitapçım olsun ve bir de komşu payıma zengin, akıllı prens düşsün” dedirtir insana. Yalan da olsa iyi gelir bir an. Sonra geçer. Sabahına da başağrısı yapmaz üstelik.

Mamma Mia: Rakıdan gevşek bir içki (mesela Uzo) sayılabilir ama Ege manzarasına karşı keyifle içilir. Ne zaman ki Meryl Streep ile Pierce Brosnan’ın S.O.S. düetine gelir sıra hafif bir baş dönmesi başlar, Meryl Abla’nın rüzgara karşı söylediği Winner Takes It All adlı şarkıda ise dizler tutmaz olmuştur çoktan. Bu ABBA etkisi midir yoksa kafayı bulmaya kararlı kadınlar ne yapsa bu hale mi gelir bilemiyorum.

Anadan Doğma (Full Monty): Viski gibi bir şey. Yutması zor bir hikaye, boğazı aşınca tüm vücuda sıcaklık veren bir film, kana karışınca da neşelendiren bir İngiliz mizahı. (Dikkat buradan sonra izleme keyfini haşat edecek bir bilgi var!) Üstelik filmin sonunda işsiz demir-çelik işçisi adamlar anadan doğma kalıyor.

Anne Boyutu, 5 Aralık 2011

http://www.anneboyutu.com/yazar?cagla-kalafat-kiz-gecesi-gizemi&ArtId=7765

Reklamlar