Sevgiyle değil herhalde.

İşte bir süredir kafamı kurcalayan sorulardan biri de şu: Bu orta sınıf, kentli çocuklar neyle büyüyor yahu?

“Elbette sevgiyle” diyerek kolaya kaçmak yok. Şu ninnide de önemi vurgulanan, uyku ile mi? Ya da karpuz gibi yatarak mı? Yağ ve şeker oranı yüksek yiyeceklerle mi? “Güvenli” internet ve hayatın vahşi taklitlerini üreten bilgisayar oyunlarıyla mı? Kimbilir hangi mühim “eksiği” kapatması beklenen kurslarla mı? Büyücüler, vampirler ve kurt adamların romantik öyküleriyle mi? Yanıt: Hepsi ve daha fazlası. (Tarife uyan iki çocuğum var ya, idareten bir istatistik hesabı yapmaya ve bu konuyu aydınlatmaya hak görüyorum kendimde.)

Yanıt 1: Uyku evet çocuğu büyütüyor. Bilimsel olarak kanıtlanmış. İnsanoğlu (ve kızı) uykuda büyüme hormonu salgılıyor ve kas kütlesi artıyor, başta beyni olmak üzere organları gelişiyor, bağışıklık sistemi güçleniyor… Yani düzenli uyudukça sırasıyla önce ergen, sonra da (olabildiğince) insan oluyor. Bazen ergenlikte fazlaca uyuyor; sonra büyüyünce uyumaya vakti olmayacağını bilirmiş gibi, yatmalara doyamıyor.

Yanıt 2: Gençler uyumak maksadı dışında da yere paralel bir hayat sürebiliyor. Kafalarında binbir hayal, akan çatının dışavurumcu bir sanat eserine dönüştürdüğü tavanı, pencereden başına buyruk geçen bulutları, televizyonda yüzlerce kez tekrar eden dizileri seyrede seyrede yatıyor ve büyüyorlar. Bu konuda bilimsel bir araştırma var mı bilemiyorum ama mantık yürüterek şu sonuca varılabilir: Nihayetinde karpuz ve insan DNA’sı arasında ne kadar fark olabilir ki?

Yanıt 3: Araştırmalar Türkiye’de çocuk ve adolesan obezitesi oranının yüzde 15-25 arası olduğunu gösteriyor. Refah arttıkça bu oran da yükseliyor gibi gözüküyor. Ama yağ ve şeker oranı yüksek beslenme, ağırlıklı olarak orta sınıfın alameti farikası. Doğru beslenmek masraflı ve zaman isteyen bir iş. (Bir fırsatını bulduğunuzda bir markete girin ve görece makul fiyatlı ve işten gelince hızla hazır edilebilecek yiyeceklerin içeriklerine bir bakın.) Dolayısıyla evet bu çocuklar yağ ve şekerle büyüyor; bu yiyeceklere bağımlı oluyor.

Yanıt 4: 22 Kasım itibariyle çocuklarınız (tabii isterseniz) güvenli internetle güvenle büyümelerini sürdürüyor. Bu arada sansür eğitimi evde başlıyor, sessizce kabullenmeyi öğreniyor ve lokum gibi oluyorlar. Ama arada mesela Sims 3 oynuyorlar. 11 yaşındaki oğlunuz gelip “Bir çocuğum olacak, yeni bir iş bulmam lazım” diyor. Bu durumda gözlerinizden akan yaşlar için iki açıklama bulabiliyorsunuz: Hastalık derecesinde safsanız, “Ah oğlum büyümüş de sorumluluk sahibi olmuş” diyorsunuz; ya da yeteri kadar uyanık bir karamsarsanız, “Yavrucuğum zincirlerine şimdiden alışıyor” diye acı acı yutkunuyorsunuz. Saçma koyver gitsin eğiliminiz varsa, “Su yolunu bulur, bunlar büyüme sancıları” diye işi doğaya da bırakabilirsiniz.

Yanıt 5: Ya da kurslardan medet umuyorsunuz. Bu ana kadar anlatılan faaliyetlerde çocukta yağ, stres, enerji, öfke, iç sıkıntısı birikirken, bilgi, toplumsal refleks, aidiyet gibi ileride ihtiyaç duyabileceği şeyler de yeterli miktarda istiflenmediği hissine kapılmış olabilirsiniz. O zaman doğruca, basket antrenmanına; oradan çıkıp viyolonsel kursuna, oradan resim dersine, ardından kısaltmalarla ciddiyet kazandırılmaya çalışılmış sınavlardan birine hazırlanması için dershaneye… Zarafet için biraz bale belki, insan içinde konuşabilsin diye de yaratıcı drama, karanlık sokaklarda yürüyebilmesi için aikidoyu da deneyebilirsiniz. Yani para karşılığı büyüme seçeneği her zaman mevcut.

Yanıt 6: Evet 1997’den beri çocuklar bir takım rafine, güzel paketlenmiş, iyi pazarlanmış olağanüstü yaratıklarla büyüyor. Endişe verecek kadar olağanlaştırılan bu olağanüstü kahramanların yan etkileri yıllar sonra ortaya çıkacak muhtemelen. Kızınız 104 yaşındaki bir adamın yorgun bakışlarıyla dolaşmayı marifet sayan, soluk benizli, dağınık saçlı ve gri Volvo’lu bir oğlanı koluna takıp geldiğinde bu dediğimi hatırlarsınız.

Sözün özü: İki seansını, kızımızın eğitiminde bir yerinden düzelttiğimiz şeyi öte yerinden bozduğumuzu anlatmaya adayan bir pedagoga sonunda çaresizce sormuştum: “Yani ne yapsak yanlış mı olacak hanımefendi?” Derin bir nefes verip sakince yanıtlamıştı: “Evet.”

Çocuklar içinde sürüklenmeye rıza gösterdiğimiz bulanık sel sularında büyüyor işte; ve o akıp giden de öylesine mükemmelen kusurlu ki hayat içinde başlıyor.

Yazıda geçen terimler sözlüğü

Sims 3: Üçüncü versiyonu çıkacak kadar popüler bir PC ve PlayStation oyunu. Git demezsen kendi başına çişe bile gidemeyen bir karakter yaratıp zengin bir hayata atılıyorsun. Kızım kızıl saçlı annesiyle yaşıyor; birlikte sabahtan akşama spor yapıyorlar. İkisi de çalışmıyor. Oğlum bir aile kurdu, torunum olacak. Evi sürekli soyuluyor. Bu durumda endişelenmeli miyim?

1997’den beri: Bu Harry Potter’ın ilk macerasının yayımlandığı tarih. İleride tarihçiler yazacak nasıl olsa ama önden söyleyeyim: Milattan önce olağanüstü yaratıklar sadece olağanüstüydü, bundan sonra bir de zenginler. Örneğin Harry Potter’ın marka değerinin 15 milyar dolardan fazla olduğu düşünülüyor; üçüncü filmi sinemalara “bomba gibi düşen” Alacakaranlık içinse 1.8 milyar dolar (üstelik bu vampirlere içecek daha çok kan var).

Anne Boyutu, 28 Kasım 2011

http://www.anneboyutu.com/yazar?cocuklar-neyle-buyur-&ArtId=7687

 

Reklamlar