Arzunun o kaslı nesnesi

Uykusunda çarşafı üstünde sıyrıldığı ve çıplak teni gecenin karanlık soğuğuna karşı savunmasız kaldığı için şefkatle üstünü örtmeye meyilli olduğumuz erkeklerden bahsetmeyeceğim. Onlar başka bir yayın organının konusu. Kastım Clark Gable gibi adamlardır.

Bildiğim kadarıyla Hollywood tarihinde fanila giymediğini gösteren ilk erkek Clark Gable’dır. Frank Capra’nın 1934 yapımı Bir Gecede Oldu (It Happened One Night) adlı romantik komedisinde gömleğini çıkarır ve dünya kadınları oldukları yere yığılır. Sonra da duruma uyanan erkekler fanila giymekten vazgeçtiği için iç çamaşırı endüstrisi sarsılır. Rahmetli etki alanı geniş bir yıldızdı ve muhafazakâr film endüstrisinde daha önce hiçbir erkeğin gidemediği yere gitmişti. Ondan sonrakiler, ortalığı bu şekil yıkıp geçemedi. Mesela Bruce Lee, Schwarzenegger ve Stallone de bedenlerinin üstünü açıkta bırakan rollerde ustalaşmıştı; yine de sadece dövüş sanatları kurslarında ve vücut geliştirme sektöründe hareketliliğe yol açabildiler. Çünkü onlar da testosteron bazlıydılar ama bizzat kadınlar için arzu nesneleri olarak tasarlanmamışlardı.

Son iki yılda arzu nesnesi pazarlamasında durum ilginçleşti. Artık “baklava ya da kanal tedavisi görmezseniz para yok” filmleri ve dizileriyle doğrudan kadın tüketicinin erotizm damarına da çalışılıyor. Yakın zamana kadar bu, genç kızların aralarında kikirdediği bir mesele gibi görünüyordu. Ama 16 Eylül’de vizyona giren, Favreau’nun yönettiği Kovboylar ve Uzaylılar’ı izledikten sonra içime gecikmeli bir kurt düştü. Filmde Daniel Craig durduk yere, (elbette ki düşük bel) pantolonu ve göğüs kaslarıyla sahneye çıkıveriyordu. Bundan şikayetçi olacak kadın tanımıyorum (Craig’i “yaşlı” bulan –yaşlı mı?!- kızım bile durumdan memnundu) ama kafama takıldı işte: Craig’in adalelerinin filmin hikayesine bir faydası var mıydı? “Göstermeden geçmeyelim; nihayetinde adamın oyunculuğu kadar kaslarına da para ödedik” mi demişlerdi? (İlk sorunun yanıtı “Hayır”, ikincininkiyse “Kuvvetle muhtemel”.)

Aslında galiba ilk 2006’da Zack Snyder’ın 300 Spartalı’sı fişeği ateşlemişti. Filmde kasları ilaçla şişirilmiş 300’den fazla adam kan gölünde boğuşuyordu. Belli ki dövüş seven erkekler kadar kadınlara ve eşcinsellere de bilet satmak istemişlerdi; sattılar da. Sonra 2008’de Alacakaranlık (Twilight) geldi; alenen genç kızlara olta atmıştı. Kurt adam Jacob (Taylor Lautner) ve vampir Edward (Robert Pattinson) karşılıklı üstlerini çıkarmayı alışkanlık haline getirince kızlar ikiye bölündü: Jacob’cılar ve Edward’cılar. Adaleli, koyu ten sevenlerle kırılgan beyaz ten düşkünleri hala internette kapışıyor.

Sanırım adaleseverler 1-0 önde. Zira bu yıl adaleli delikanlılar bastı sinemayı. Önce Yeşil Fener, Kaptan Amerika, Thor’u üstsüz seyrettik. Ekim’de yeni nesil Barbar Conan’ı da göreceğiz. Türkçe altyazılı Teen Wolf, Being Human, yerli ayağında da (Tatlıtuğ’un tepsi tepsi baklavasının ikram edildiği) Kuzey Güney gibi dizilere bakılırsa genç kızlar (ve arada anneleri de) bu yılı mutlu tamamlayacak. Bizim aile bu gelişmeleri yakından takip ettiği için biliyorum, oğlanlar (ve babaları da) “Artık sizinle aksiyon filmi izlenmez” diye kadınlara isyan edecek.

Velhasıl kelam Gable’dan 75 yıl sonra kadınlar için özel olarak yeniden yürürlüğe giren “düşük belden yukarı vurma serbestisi” hepimize hayırlı olsun. Bu üstü açık erkekli seyirlikler en azından Spartacus ya da Game of Thrones cinsi dizilerin televizyonda dayattığı buzlu edep yerleri ile taçlanan ahlak anlayışından ehven olabilir. Zaten yüzyıllardır arzu nesnelerinin geniş bir pazarı mevcuttu; ve en çok satanlar reyonu da kadın etine ayrılmıştı. İşte nihayet birtakım uyanık pazarlamacılar ufak ufak bir iki rafa erkek parçaları da diziyor. Sonunda insan bedeninin alışverişinde eşitleniyoruz.

Yazıda geçen terimler sözlüğü

Kanal tedavisi: Düşük bel pantolon giyip üstünü açıkta bırakan kimi erkekte aşk yumrularından başlayıp kasıklarına inen iki kanalın görüntüsünün insanda yarattığı placebo etkisi.

Buzlu edep yeri: Çoğunlukla televizyonda görülen, benim yerime, bana rağmen, beni korumaya yönelik kurumsal, ahlaki ve teknolojik uygulamanın genel adı. Edep yerini saklar ama eylemin ve kavramın altını çizdiğinden hayalgücüne gaz verir. Sigara için de kullanılıyor ve her görüldüğü yerde tiryakinin aklına sigarayı düşürüyor. Üstelik bu durum “ağız da mı edep yeridir” şüphesi uyandırıyor.

Anne Boyutu, 26 Eylül 2011

http://www.anneboyutu.com/Yazar-Detay.aspx?ArtId=6884

Reklamlar