Hepsini olduğu gibi kabul edelim artık.

Willow’u kurtarmak için Sunnydale’in üç kilometre güneyindeki askeri üsse iki kadının düzenlendiği baskın sona erdi. Buffy, üste ayakta kalan son canlı olan generale öfkesini kusuyor. “Bütün mesele iblisler değil. Konu, kadınlar. Güç ve kadınlar. Bu ikisinin aynı cümle içinde bulunmasına bile tahammül edemiyorsun değil mi?” General cevap veriyor: “Seni sadece erkeklerin devirmeye çalıştığını mı sanıyorsun?”

Evet, Vampir Avcısı Buffy döndü! NTV Yayınları’nın Çizgi Roman TV Serisi’nin ilk kitabı olarak… İki ayda bir yayımlanması planlanan serinin 5 bin basılan bu ilk albümünde Evden Uzakta ve Zincir adlı iki öykü yer alıyor. İkisinin de altında dizinin yaratıcısı Joss Whedon’ın imzası var; çizimlerse Georges Jeanty ve Paul Lee’nin. Bu aslında televizyonda 1997-2003 yılları arasında toplam 7 sezon gösterilen dizinin 8. sezonu.

Whedon tuhaf ve yaratıcı bir adam vesselam. Tuhaflığını inatçılığı, yaratıcılığını da televizyon kanallarıyla arasında sıkça yaşadığı anlaşmazlık tetikliyor olabilir. Elini attığı hemen her dizi bir külte dönüşüyor ama yine de niyetlendiğinden önce kanal yayından kaldırıyor. O da sözünü bitirmek için bir yol buluyor. Firefly için bir film çekmesi (Serenity), üçüncü sezonu bir bölüme sığdırması (Dollhouse) ya da son sezonu bir çizgi roman serisine dönüştürmesi (Buffy) ticari olarak kurtarmasa da “içinde kalmamasını” sağlıyor.

Ama Buffy (ve tabii ki ardılı Angel) dizisinin Whedon’ın kariyerindeki yeri ayrı. NTV Yayınları Genel Yayın Koordinatörü Elif N. Kutlu “Vampir öykülerinin öncüsü Buffy ve o hep gençlerin gözdesi oldu” diyor. “Dizinin sona ermesinin üzerinden o kadar süre geçmesine rağmen bugün bile aynı heyecanla izleniyor.” Bilimsel değilse de kişisel gözlemim de bu yönde. Örneğin, Alacakaranlık serisinin son filmi Tutulma’nın bile genç kızların sosyal medya ortamlarında Buffy’nin gölgesinde dolaştığına şahidim.

İlk bakışta Whedon’ın sırrı güçlü kadın kahramanlarında ve popüler kodları yerinde kullanışında gibi görünüyor. Ama artık bu bir “sır” değil. O yüzden bunu bir kalem geçiyoruz. İkinci bakışta, Buffy başka bir sırrı ele veriyor olabilir. Ardından gelen ve “ırklar arası ilişki”yi onayladıkları için bir ortak paydası olan tüm o vampir öykülerinden temel bir meseleyle ayrılıyor çünkü. Alacakaranlık serisini, Vampir Günlükleri ya da True Blood dizilerini tek bir başlık altında toplamak mümkün: Muhafazakâr genç kızların (ve onların mutlu ebeveynlerinin) hizmetindeki eserler; ya da asıl kızın bakire ve korunmaya muhtaç olduğu erkek fantezileri.

Buffy de öteki başlık altında: Vah bu orta sınıfın başına gelenler. 1997’den bugüne hızlı bir saralım. Ana kız Summers’lar, Sunnydale’e (yani güneşli vadi) yerleşir. Mutlu, kenetlenmiş, mülklerinde kendini güvende hisseden orta sınıf beyaz ahlakçı Amerikalıların yaşadığı bir dünyadır burası. Yedi yıl sonra dizi biterken manzara biraz değişmiştir. Mutlu bir lezbiyen çift, intikam iblisiyle aşk yaşayan bir genç, büyü dükkânı işleten büyücü ve cadılar, okul kütüphanesinde acil durumlar için bir kafes ve mezarlık dolusu vampir vardır. (Vampir avcısı kız ile insan kanı kullanmayan iyi vampir aşkı ise zaten cepte.) Irklar, cinsler, roller fazlaca karışmıştır ama yine de hepsi ailemiz kadar bize yakın, sevdiğimiz yaratıklardır.

En büyük saldırıysa (vampirlerin bile izinsiz giremediği) “mülk”e karşı yaşanır. 7. sezonda artık emin oluruz ki, orta sınıf Amerikan cenneti Sunnydale, yaratıkların yeryüzüne çıkmak için kullandığı Cehennem Ağzı’nın (Hell’s Mouth) üstüne kurulmuştur. Buffy ve dostları finalde kendi “mülklerine” saldırır. Büyük savaşın sonunda yeşil vadi, cehennem ağzı ve eski güvenli yaşamdan geriye dev bir çukur kalır. Cehennemin bu kapısı kapanmıştır; diğer kapılarsa başka öykülerin konusudur.

8. sezon işte buradan başlıyor. Buffy artık tek değil. Korunaklı dünyamızın temelindeki kötülükler hâlâ yukarı çıkmak için uğraşıyor ve aşka zaman kalmamış. İntikam ateşiyle yanan cadı Amy, Buffy’yi büyülü bir uykuya sokunca yeni “gözetmen” Xander’a şöyle diyor: “O şimdi kâbusta yaşıyor. Onu uyandırabilecek tek şey ise gerçek aşkının öpücüğü.” Yakınlarda Buffy’ye kalbini verecek bir erkek kalmadığından o kadar emin ki… İyi de “gerçek aşkın” cinsiyete baktığını kim söylüyor?

Newsweek Türkiye, 90. sayı, Temmuz 2010

 

Reklamlar