Yıl bitiyor ve ben daha bir kez bile şöyle uzun uzun Mister No hakkında kelam etmedim. Daha önce birkaç kez bu “Az sonra okuyacağınız macerada Mister No…” yazılarından uzak durma eğilimimi açıklamıştım. Şimdi beni yormayın, bir daha anlattırmayın; isteyen çevirsin sayfayı, tadı kaçmamış, sürprizi bozulmamış, katilin uşak olduğu açıklanarak günaha girilmemiş bir çizgi roman keyfi yaşasın. Hâlâ bu sayfada kalan varsa, onlara da bir müjdem var: James Bond’un yeni macerası “Casino Royale”i izledim ve Mister No ile ilgili bir şeyler yazmak için ilhamla dolup taşıyorum.

Ama bende yalan yok; hile hurdayla reyting yükseltmece hiç yok. Bu nedenle kalanları uyarıyorum: İnternetten ve hayattan derlenmiş bilgiye dayalı bir yazı olmayacak; tamamen hissi, büyük ölçüde de fikri bir şeyle (“şey” diyerek kendimi hafife alıyorum ama olsun…) karşı karşıyasınız.

Bu açıklamanın ardından yine de bu sayfada oyalananlar için fazla uzatmadan başlıyorum işte…

Büyük olasılıkla akıllara takılan “James Bond, Mister No’ya nasıl ilham olurmuş” sorusuyla girelim meseleye. Şöyle oluyor: İkisi de erkek ya, hem de yüksek testosteron oranı sahibi iki erkek ya; ve her ikisi de maceraperest ya… Bond’u izleyince elimde değildi, aklım bu tip erkeklerle ilgili düşüncelere kaydı. (Bu kadınlar için gayet eğlenceli bir uğraş, tavsiye ederim.) Ama bu tek sayfanın hatırına sadece iki erkekle sınırlı görüş bildirmekten yanayım; Bond ve Mister No… Macera ve erkeklik ortak paydası nedeniyle aynı cümlenin içinde ve benzer kalplerde birlikte anılabilen bu iki adamın neredeyse başka hiçbir ortak yönü yok. Bir de her ikisi de yüzüne bakılır tatta adamlar, kabul. Ama yine de onları aynı kalpte de olsa, iki ayrı odacığa kapatmalı. Aralarındaki temel farkları irdeleyince bu işlem, cerrahi bir müdahale gerektirmeden, kesiksiz, kansız ve hatta yoğun bakımsız halolacak. İşte bu da bir başka hizmetim olacak size…

Kanka kadrosu:

Bond yalnız çalışır; kanka kadrosu boştur. Dolayısıyla her macerada ayın elemanı hanesine adı tek başına yazılır.

Mister No’nunsa başta SS olmak üzere Manaus’un her milletten sakininden dost edinmiştir. Zaferi ve yenilgiyi barda herkese ısmarlanan viskiyle kutlar.

Düşman kadrosu:

Bond’un düşmanları uluslararası, egzantrik ve mutlaka façalı ya da (kafadaki tahtaları da olsa) bir parçası eksik tiplerdir. Sonları da mutlak surette hazindir.

Mister No’nun her cins ve boydan düşman edinme potansiyeli yüksektir. Üstelik sırf bizim pilota kafayı taktılar diye sonlarının fena olacağı garantisi taşımazlar. Yıllar içinde dönüp dönüp Mister No’nun canını sıkma hakkını kendilerinde görürler…

Kadın kadrosu:

Bond’un kızları ünlüdür; değillerse de olacaklardır. İngiliz ajanımızın ilk seviştiği kadın öteki dünyaya tek gidiş biletini kesmiş demektir. İkinci kadınsa (istisnalar yazı dışı tutulursa) mutlaka finalde 007’nin kariyerinde şampanya eşliğinde yerini alır; ama bir sonraki macerada altından çok sular akan bir köprü vazifesi görmeyi kabul etmeleri koşuluyla…

Mister No’nun kadınları kesinlikle ünsüzdür ama daha bir gerçektir, çünkü ilk bakışta iyi mi kötü mü, az sonra ölecek mi, maceranın sonunda bizimkiyle viski içecek mi belli olmaz.

Görev emri:

Bond eskiden bir erkeğin ama şimdilerde bir kadının doldurduğu MI6’in tepesindeki makamdan alır. M kod adlı bu kişi, kraliçenin bile onayladığı resmiyette bir “öldürme emri” sahibi ajanımızın haylazlıklarına katlanır, karşılığında teker teker dünya üstünden silinen kötülerin dosyalarını tutar.

Mister No kimseden emir almaz. Belki hiç tanımadığı bir kadının, eski bir dostun ya da kötü niyetli bir müşterinin zoruyla kendini ölümüne bir maceranın içinde bulur ama asıl motivasyonu iflah olmaz adalet ihtiyacıdır.

Teknik destek ekibi:

Bond’un arkasında sağlam bir teknik destek mevcuttur. Q başta olmak üzere tüm MI6 teknik personeli, onun macera esnasında parçalayacağı süper teknolojiyi hazırlar, paketler, evlere servis eder…

Mister No’nun bu noktada “Puxa Vida, ne desteği” dediğini duyar gibi oldunuz herhalde. Onun alabildiği en teknik şey, Manaus havaalanındaki tamircinin tuttuğu borç defteri olabilir.

Final:

Bond her şeyi alır.

Mister No her şeyi kaybeder.

Son söz:

Bond’un tam tadı kaçmak üzereyken Hollywood büyücüleri Daniel Craig’le öykünün en başına dönüp, 007 evreninin güncellendiği bir tür “Ultimate Bond” girişimiyle hayatını kurtarır.

İlk günden beri hiç değişmeyen Mister No ise sonuna doğru yürürken kimse onu durdurmaya cesaret edemez…

Mister No, Lal Kitap, Aralık, 2006

Reklamlar