BEYAZPERDEYE BİR EJDERHA DAHA KONDU

15 yaşında bir yazar, sinemanın üç dev adamı, bir ergen delikanlı, nazar boncuğu niyetine bir elf kızı ve şahane bir mavi ejderha… Ve tarihi Eflatun’a dayanan, Hollywood’un yedi sayfaya sığdırdığı sihirli bir “kahramanın yolculuğu formülü”… İşte Eragon’u izlemek ve hayat dersi almak için bir dizi neden!

Alagaesia denen topraklarda eskiden cüceler, insanlar ve elfler birlikte barış içinde yaşarmış. Ejderhalar ve sürücüleri bu barışı korumakla görevliymiş. Sonra ejderhası öldürüldüğü için akıl çivileri yerinden oynayan güçlü bir ejderha sürücüsü, Galbatorix (John Malkovich), kendi gibi 13 hainle birlikte yeri göğü kana bulamış. Ejderhalar yeryüzünden silinmiş, umut kalmamış; Galbatorix’in hükümranlığı başlamış… Yıllar sonra ilk ejderha sürücüsüyle aynı adı taşıyan 17 yaşındaki, yetim, köylü, Eragon (Edward Speleers) yasak ormanda avlanırken, kötülerin idari kadrosunu kökten değiştirebilecek ilk işaretle karşılaşmış… Söz konusu işaret (daha fazla saklamaya gerek yok, ejderhası Saphira), akıl hocası Brom (Jeremy Irons), 600 yaşındaki güzel elf kızı Arya (Sienna Guillory) ve ensesinde kötü büyücü Durza (Robert Carlyle) olmak üzere yola çıkmış…

15 Aralık’ta tüm dünyayla aynı anda sinemalarımıza düşecek, Christopher Paolini’nin aynı adlı eserinden Stefen Fangmeier’ın uyarladığı Eragon’un öyküsü, tadı kaçmadan anlatılabilecek kadarıyla budur.

Olayda ejderha, büyücü, elf falan var ya… Aşılacak bir yol, dünyayı kurtarmak için üstlenilmesi gereken kahramanlık hırkası, alaşağı edilmesi gereken kötülük de harca katılmış ya… İlla ki fantastik edebiyattan ve beslemesi sinemadan bahsetmek gerekiyor… Sanıyorsunuz ve (işte ters köşe geliyor) yanılıyorsunuz! Bu sefer, Eragon vesilesiyle başka bir konu irdelenecek bu sayfalarda. Daha açık yazmak gerekirse, yedi sayfalık bir “Hollywood usulü film çekme kitabı” ele alınacak. Daha da açık hali için yazıyı okumak gerekiyor…

Sinemadaki simyacılar

Öncelikle Eflatun’un şekillendirdiği, Carl G. Jung’un psikolojinin derinliklerinde kıvama getirdiği “kahramanın yolculuğu” diye bir kavram vardı zaten. Amerikalı karşılaştırmalı mitoloji profesörü Joseph Campbell da 1949’da yayımladığı “The Hero with a Thousand Faces” (Bin Yüzlü Kahraman) adlı çalışmasında bu yolculuğun aşamalarını inceleyip, bir tür “kahramanın yolda başına gelmesi gerekenler formülü” çıkardı ve binyıllardır anlatılan onca öykünün aslında benzer bir izleği olduğunu söyledi. 1970’lerde George Lucas’ın eline geçti bu kitap ve tabii “formül”. Böylece bilindiği kadarıyla ilk kez Yıldız Savaşları serisinde uygulandı; ve Lucas taşı altına çevirdi. Christopher Vogler adlı aklı evvel bir senaryo danışmanı da Lucas kadar okumaya hevesli olmayabilecek Hollywood sakinleri için bu eserin ihtiva ettiği formülü, yedi sayfalık bir metine dönüştürdü; adını da haliyle, “A Practical Guide to the Hero with a Thousand Faces” (Bin Yüzlü Kahraman İçin Pratik Rehber) koydu. O sıralar Disney için yazdığı Aslan Kral filminde de alenen kullandı… Bunlar Hollywood’un gizli belgeleri arasında değildi zaten; hatta yazar adayları bu metinleri “en yaratıcı” yazarlık okullarında hatmediyor, hali hazırda.

Bunca lafın nedeni şudur: Genç yazar Christopher Paolini’nin Miras Üçlemesi’nin ilk iki kitabını (Eragon ve Eldest, Altın Kitaplar) yazarken bu formülü masasının en görünen köşesine astığına iddiaya girebilecek insanlar var bu dergide. Ayrıca kütüphanesinde de yığınla fantastikçinin kitabının dizilmiş olması kuvvetle muhtemel: Tolkien’ler (Paolini tüm Orta Dünya’yı kendi evreni Alagaesia’ya dönüştürmüş), LeGuin’ler (“Şeylerin gerçek ismini bilirsen üstlerinde egemenlik kurarsın” özlü büyü anlayışını kullanmış), McCaffrey’ler (Telepatik bir bağla ejderhasına bağlı Ejderha Sürücüleri’ni apartmış)… Formüllerle çalışmanın ve alıntılarla “postmodern” metinler kurmanın kimseye bir zararı yok elbette. Hatta pastoral bir çiftlik evinde, 15 yaşında, ilk kitabını yazan Paolini’ye de bu faaliyetin büyük faydası dokunduğu kesin.

Yazarının yaşı dolayısıyla büyük sempati toplayan ve yazıldığı 2002’de New York Times’ın en çok satanlar listesinde başa güreşen Eragon’un sinemaya uyarlanması da anlaşılır bir şey. Tolkiensever Peter Jackson’ın açtığı yolda yürümek her Hollywoodlu’nun hayalidir; hele de ilk filmini çeken usta bir özel efektçinin, Stefen Fangmeier’ın nesi eksik ki?.. Açıklıyoruz: Resmin bütününü görme yeteneği, kurgu ve fantastik edebiyat bilgisi!

Dolayısıyla Eragon’un bu Hollywood uyarlaması da, tıpkı Yıldız Savaşları’yla düş gören, derste ejderha ve kılıç resimleri karalayan, formüller ezberleyen, bir elfe benzeyen öğretmenine aşık olan, ergen yazarının kaleminden çıktığı gibi hevesli, iyi niyetli, ama kuru, eksik, naif olmuş; tatsız klişelere sıkışmış… Üç dev adam (Malkovich, Irons ve Carlyle) bile, bir türlü anlatılamayan öyküde solup gitmiş. Ama mavi ejderha Saphira’ya laf yok!

Yazıda belirgin bir kırıcı olma eğilimi hissediliyor. Oysa ejderha, büyü, kahraman ve elf düşkünü klavyeler daha dikkatli tıkırdamalı… Zira çok gibi görünse de fantastik sinema örneği az; Yüzüklerin Efendisi serisi kalabalık gösterse de az işte. Hollywood, yüksek telifleri nedeniyle bu mecraya hâlâ bir miktar mesafeli. Oysa onların da, fantastik okurlarının da kanı kaynıyor… Taş altına çevrilmek için bekliyor. E formül de hazır!.. Geriye George Lucas gibi bir simyacı bulmak kalıyor… Yok mu orada böyle biri yahu?

——————————————————————————–

SİHİRLİ FORMÜL

Dikkat: “Kahramanın yolculuğu formülü” yalnızca uçan kaçan kahramanlara değil, aşk filmleri de dahil her öyküye uyumludur!

* Sıradan dünya (Yıldız Savaşları, Eragon vb.’de çiftliğinde mutlu yaşayan gençler…)

* Serüvene çağrı (R2-D2’nun belleğindeki Prenses Leia’nın yardım çağrısı…)

* Çağrıyı red ediş (Önce “Neden ben” diyen tüm kahramanlar…)

* Akıl hocasıyla (mentor) karşılaşma (Obi Wan Kenobi, Gandalf, Brom…)

* İlk eşiği geçiş (İlk savaş, ilk faça…)

* Sınavlar, müttefikler, düşmanlar

* En derin mağaranın girişi (Darth Vader’la kaçınılmaz karşılaşmaya doğru yürüyen Luke ve Obi Wan -akıl hocasının miadının dolduğu andır!)

* Çile (Luke’un Efendi Yoda’yla eğitimi…)

* Ödül (Kılıcı kapmaca, Jedi olmaca, yüzüğü Mordor’a atmaca…)

* Dönüş yolu (Frodo ve Sam’i lavların arasından almaya kartallar gelir.)

* Diriliş (Frodo yumuşak bir yatakta, dostlarıyla çevrili uyanır.)

* İksirle dönüş (‘Dünyayı Kurtaran Adamlar’ın eli hiç boş kalmaz.)

——————————————————————————–

PAOLİNİ ASLINDA ERAGON MUDUR? (*)

(*) Eserin otobiyografik olduğu yönündeki yegane teorinin tüm sorumluluğu yalnızca bu yazıda imzası olan kişiye aittir.

* Kitapta tasvir edilen Eragon, yazarın internette dolaşan fotoğraflarıyla büyük benzerlik göstermektedir. Ama nedense filmde oğlan sarışın bir bebekyüze dönüştürülmüştür. (Esmerlerin ticari getirisi mi düşüktür, nedir?)

* Filmde inatla 17 olarak belirtilen Eragon’un yaşı aslında kitapta, yazarın aynı adlı eserini tamamladığı yaşla aynıdır; yani 15.

* İkisi de çiftlikte büyümüştür. (Paolini’nin “Gün olur alır başımı giderim” türküsünü İngilizce ve Country tarzında söylemediğini kim iddia edebilir? Nitekim kendisi kitap ve film sayesinde dünyanın dört köşesine promosyon turları düzenlemektedir.)

* Eragon kendinden 600 yıl daha büyük bir kadına aşık olmuştur ki, muhtemelen her genç erkeğin başına gelebilecek bu olayı (yaş farkı abartılarak da olsa) yazarın da deneyimlediğini düşünmek aşırı bir hareket olmaz.

Yeni Aktüel, Sayı 75, 4-20 Aralık 2006

Reklamlar