ALTI ÖYKÜDE PETROL POLİTİKALARI

17 mart politik sinema özleyenlerin günü! Aklı başında, üstüne düşünülmüş, özenle kurgulanmış Syriana başlıyor. Filmin Ortadoğu’da oynanan karışık petrol oyunlarıyla ilgilenen ilgilenmeyen herkese söyleyecek bir sözü var. Ayrıca George Clooney’den William Hurt’e, Matt Damon’dan Christopher Plummer’a ödüllü yıldızlarla örülü kadroda en çok Stephen Gaghan’ın senaryosu parlıyor.

Frank Herbert’ın “Çöl Gezegeni Dune” adlı bilimkurgusunun her sayfasına sinen bir söz vardır: “Oyun içinde oyun, içinde oyun…” Dune serisi tüm evrende “bahar” adlı çok amaçlı (gezegenler arası yolculuktan kehanete ve uzun yaşama kadar) bir baharatın üretim tekelini elinde tutan kurak bir gezegen üstüne oynanan oyunları anlatır. Herbert tarihi, politikaları, ekonomisiyle Ortadoğu’yu çözmüş bir adamın güveniyle kalem oynatır.

Stephen Gaghan’ın kalemi ve kamerası da aynı güveni taşıyor. Güveninin bir kaynağı, bilgisi… Çünkü petrol konusuna derin dalmış Gaghan. CIA ajanlarından Hizbullah’ın liderlerine kadar herkesle konuşmuş; gezip kokusunu almadığı Ortadoğu sokağı kalmamış. Filmin temelini oluşturan, “See No Evil” adlı kitabın yazarı, emekli CIA ajanı Robert Baer’le bir yıl yolculuk yamış… Ve bir sonuca varmış: “Bir soruyu beş ayrı kişiye sorup beş ayrı öykü dinleyebilirsiniz ama yine de öykünün tamamını bulamazsınız.”

Bu sonuç tek başına bile, “Trafik” filminin de senaristi olan bu genç öykü anlatıcısının, ilk yönetmenlik denemesinde Herbert kıvamında bir hayat algısına ve kıvrak bir zekaya sahip olduğunu kanıtlıyor. Tabii kalemi ve kamerası da bu iddiayı destekler nitelikte.

Filmin formülü basit gibi duruyor: Bir soru, beş kişi, beş öykü… Bu denkleme bir de birleşme arifesinde iki enerji şirketini eklersek, sonuç altı yüzlü, altı renkli Rubik küpü (biz onu daha çok “sinir küpü” diye biliriz) oluyor. Yenilikçi, demokrasi ve ekonomik bağımsızlık düşleri kuran, dolayısıyla tehlikeli Subaai Prensi Nasır (Alexander Siddig), Ortadoğu’da tek başına çeşitli operasyonlar düzenleyen kıdemli CIA ajanı Bob Barnes (George Clooney), iki şirketin birleşmesini incelemekle görevli avukat Bennett Holiday (Jeffrey Wright), enerji analisti ve Prens’in danışmanı Bryan Woodman (Matt Damon), Pakistanlı göçmenden intihar bombacısına dönüşen Wasim Ahmed Khan (Mazhar Munir) ve Kazakistan’a girmeyi başaran küçük Killen’ı kendine isteyen petrol devi Connex.

126 dakika boyunca sağa sola çevrilen küpün renkleri sürekli birbirinin içine geçiyor; öyküler kesişiyor, sonra hızla birbirinden uzaklaşıyor, yeni renk kombinasyonları oluşuyor… Ama petrol şirketlerinin bulunduğu yüz hariç diğer yüzler hiç tek renk olmuyor. Film, bulmaca çözülemeden bitiyor. (Alın işte filmin sonunu açıkladık!) Bu yazıyı yazan, bulmacalar kadar çözümlerine de saplantılı izleyici bile filmin sonuçsuz sonunu kendine dert etmiyor; çünkü küpü bu kadar net görmüş olmak yetiyor ona…

“Syriana” kurgusu ve öyküsüyle budur işte! Bu dar alanda mesele bu kadar anlatılır. Daha fazlası anlatılabilseydi bu özel filme ihtiyaç olmazdı. Yazının sonunda filme “özel” denmiştir çünkü iyi bir politik sinemadır; çünkü sözünü düzgün ve özenli anlatmıştır; çünkü jenerik geçerken karanlık salonda insanı “Nedir bu başımıza gelenler” sorusuyla, bir de dilin ucunda, hayal meyal bir yanıtla yalnız bırakmıştır.

——————————————————————————–

Yönetmenin muhtemelen bile bile yaptığı numaralar

* Syriana: Suriye ile benzerlikler gösteren hayali ülkeler için kullanılan bir terim.

* Pax Syriana: “Suriye Barışı” 1990 ile 2005 arası, Suriye egemenliğindeki Lübnan’daki hassas “barış” dönemini ifade ediyor.

* Filmde kötü ya da iyi yok (Önemli uyarı: Buna alışık olmayan izleyicileri film tutabilir), ama herkes birer kukla.

* İpleri görünmeyen ve bu nedenle kukla olmama ihtimali yüksek yalnızca üç karakter var: Nasır, hukuk şirketinin başı Whiting (Christopher Plummer) ve Connex’in patronu Janus (Peter Gerety).

* Amerikalılar’a karşı Çinliler’le petrol anlaşması yaparak siyasi gücünü tehlikeye atan Prens Nasır’la aynı adı taşıyan 13. yüzyılda Bağdat’ta hüküm süren bir Abbasi Halifesi var. O da egemenliği altındaki toprakları korumak için Selçuklular’a karşı Cengiz Han’la anlaşmıştı.

* Teksaslı küçük petrol şirketi Killen’i evlat edinen Connex’in patronu, aynı zamanda “İran’a Kurtuluş Komitesi” üyesi Lee Janus’un finaldeki konuşması çok anlamlı. Roma mitolojisindeki Janus ise iki yüzü olan ve kapılar, eşikler, başlangıçlar ve sonlar tanrısı.

* İki şirketin birleşmesindeki pürüzleri kaldıran hukuk firmasının patronu ve yine “İran’a Kurtuluş Komitesi” üyesi Whiting’in adı ise en dolaysızından, “beyazlatma” anlamına geliyor ve kuklacı gibi görünüp bir kukla olma ihtimali en yüksek kişi de o.

* Filmin altı yüzünü oluşturan altı öyküyü petrol kadar “babalar ve oğullar” teması da birbirine teğelliyor. Gaghan bunun nedenini şöyle açıklıyor: “Hepimiz aynı dünyayı paylaşıyoruz ve hepimizin istediği şey aynı: Çocuklarımız için daha iyi bir dünya.”

——————————————————————————–

İkinci derecede önemli bilgiler

* 44 yaşındaki Clooney film için 30 günde 15 kilo aldı. İşkence sahnesi çekilirken fazla kiloları nedeniyle omurgasını incitti ve ameliyat oldu. Ama çektiği çileye de değdi; artık onun bir En İyi Yardımcı Oyuncu Oscar’ı var.

* “Syriana” Dubai’de resmi izinle çekilen ilk Batı filmi unvanını aldı. Çekim için ayrıca Kazablanka, Teksas, Cenevre, Washington ve Mısır’a gidildi.

* Dubai çekimleri Ramazan’a denk geldiği için ekibin yarısı oruç tutuyordu. Tutmayanlar da tutanlar gibi 45 derece sıcakta aç ve susuz çalışmaya gönüllü oldu.

* Amerikalı eleştirmenlerin film hakkındaki ortak kanısı şöyle: “Eeee güzel bir film tabii… Ama ben bir şey anlamadım.”

* Filmde Başkan Bush’a ağır eleştiri olduğunu iddia edenlere, senaryonun hassas siyasi meselelere değinme cesareti göstermesi nedeniyle özür dilemeyeceğini belirten Clooney’nin yanıtı şu oldu: “Yaptığımız Bush yönetimine bir saldırı değildir, 60-70 yıldır yürürlükte olan ve merkezinde petrolün bulunduğu sisteme saldırıyoruz.”

Yeni Aktüel, sayı 36, 16-22 Mart 2006

Reklamlar