Bahar geliyooor!

Bilinen tüm cemreler sağa sola düştü. Ağaçlar, mevsime uygun olarak yeşilin farklı tonlarını dallarındaki tomurcuklarla “kombinliyor”. Sokaklar, “şimdi kime aşık olsam” diye dolanan gençlerin işgali altında… Ve siz klasik bir Mister No töreninin daha arefesindesiniz! Az sonra kendinizi “normal” insanların, “normal” kabul ettiği zaman ve mekan algısından soyutlayıp, barlarında kavgaların, ormanlarında yapış yapış sıcağın hakim olduğu Manaus’a dalacaksınız… İş mi bu yaptığınız şimdi?!

 

“Dinime küfreden” diye başlayan kırıcı konuşmalara girmeyin lütfen. Ben kendi içimde tutarlı bir insanım. Çünkü mevsimlerle ilgili tutarlı bir planım var: Kış depresyonundan çıkıp bahar yorgunluğuna gömüleceğim. Nasıl sevimli kardan adamlar ve beyaz bir örtü altına saklanan sessiz şehir gibi romantik temaları özenle kendimden uzak tuttuysam, “çiçekler ve böcekler”le ilgili olanları da hayatıma sokmayacağım. (Aranızda bu konuda endişeleri olan varsa diye söylüyorum…) Sizi bilemem tabii… Belki güneş açtı diye hemen gevşeyip, işinizi, gücünüzü aksatanlardansınız mesela. Hani “Beni bu havalar mahvetti” diyen densiz şair cinsinden… Bu durumda size tek bir sözüm var: Ne yapmayı hayal ediyorsanız, Mister No’nun bu macerasını okuduktan sonra yapın bari. Ne hayattan ne de Manaus’taki maceradan geri kalın; garanti ediyorum pişman olmayacaksınız.

Ama belki siz de şu her şeyi ciddiye alanlardansınızdır. Yani “çiçeğe ve böceğe” alerjisi olanlardan… Bu gruptaki arkadaşlara da bir çift sözüm olacak elbette (Ben bu iş için buradayım ya; ona buna, ondan bundan bahsetmek için). Hatta biraz daha (bu sayfanın sınırlarının izin verdiği ölçüde tabii) ileri gideceğim ve sizin için bir manifestoyu kendi ellerimle hazırlayacağım.

İşte başlıyorum!

***

Ciddiyim, Ciddisin, (ama nedense) Ciddi Değiller Örgütü (CCCDÖ) Manifestosu

* Tamam ben ve sen hayatı ciddiye alıyoruz, ama onlar bu kutsal deneyimi paylaşamıyorlar. Bunu sorgulamanın, tartışmanın ve hoşgörüyle karşılamanın bir anlamı yok. Bu durumun (yani onların) acilen, elimizdeki tüm teknik, sosyal ve duygusal araçlar seferber edilerek değiştirilmesi gerekmekte.

* Bilgiye tapıyoruz. Bilgi bizi dünden yarına taşıyacak; yetmeyecek alemde sarsılmaz bir mevkiye konuşlandıracak. Bu nedenle bilgi önüne gelenle paylaşılmaz, paylaşılsa da “Ben biliyorum, seninse öğrenecek çok şeyin var; ama üzülme ben sana öğretirim güzelim” ortamı yaratmak için kullanılır. İktidar bu yolla yavaş yavaş elde edilir ve itinayla saklanır.

* Gevşek ve zevzek bir içeriğe sahip olup, ham bilgi yüklenmemiş metinler dışlanacak. Gerçek haz yalnızca ansiklopedilerde, akademik çalışmalarda ve Devlet İstatistik Enstitüsü raporlarında aranacak.

* Her konuda tezler üretilecek. Öncelikle yakın çevrenin değer verdiği temalar tercih edilecek ve sayılar, isimler, teknik terimlerle süslenecek. Böylece davayı ciddiye alan ama konular hakkında derinleşme fırsatını henüz bulamamış olan örgüt üyeleri karizma sıkıntısı çekmeyecek.

* Metinler ve sohbetler mümkün olduğunca kuru ve tatsız tutulmalı; konu Şişli dolmuşlarının kalktığı yerin tarifi ya da silikonlu memelerin toplum üstündeki etkisi bile olsa ciddiyet korunmalıdır.

* İnsan yapımı her şeyin eleştirilecek bir tarafı vardır; kadı kızının, Ferrari’nin, Eyfel Kulesi’nin, Angelina Jolie’nin, Manara’nın öykülerinin, Dünyanın 7 Harikası’nın, Kuantum Teorisi’nin, Euro’nun bile… (Tabii “ben”im ve “sen”in durumlarımız farklı!) Merhamet göstermenin ne yeri ne zamanı!

* Ben ve sen eleştirinin dozunu ayarlamakla yükümlü değiliz. Onlar meseleyi ciddiye almadığına göre, yüksek dozlar bile çoğunlukla üstlerinde meltem etkisi yaratır. Aralarında hassas olanlar varsa da bu onların sorunu…

****

Yine on kuruşluk (Ykrş birimiyle) değeri olabilecek bilgi vermeden sayfanın sonuna geldim. Keşke en azından az sonra okuyacağınız Mister No’da neler olacağını falan yazsaydım ya da ne olur ne olmaz bağlanamıyorsunuzdur diye internetteki en son Mister No dedikodularını verseydim… Bir kronoloji, satış grafiği, okur profili istatistiği de güzel olurdu. İşimi ciddiye almadığım izlenimi yaratmak hiç istemem. (Siz neyse de patronlarımın böyle düşünmesi beni çok üzer.) İnanın alıyorum, hem de her şeyi ciddiye alıyorum. Durun ben en iyisi gelecek yazı teslim tarihine kadar bir anket yapayım. Mesela sokağa atıp kendimi, “Neden kadınlar genelde çizgi romanı, özelde Mister No’yu ciddiye almıyor” temalı 100 soruyu 100 erkeğe sorayım, sonra da gelip sizi aydınlatayım… O güne kadar bahar da iyice derimin altına sızmış, depresyonumu derinleştirmiş olur. Tam kıvamında bir akademik ciddiyet yakalarım böylece…

29 Eylül 2006

Reklamlar