Sutyen (*) dediğin beyaz, siyah ya da ten rengi olur ve giysilerin altında itinayla saklanır. Kimse içinde ne sakladığını bilmez ve kimse giysilerin altındaki o tasarım harikalarından söz etmez. Ayıptır…

Fikriniz bu yöndeyse, yazının devamını okumadan önce derin bir nefes alın. Çünkü az sonra sutyene gazete, otobüs bileti, uzaktan kumanda, kağıt mendil gibi günlük hayatın sıradan gerçeği muamelesi çeken bir dünyaya dalacağız. O alemin koridorlarında kadınlar elinde düzinelerle sutyeni sallayarak dolaşmaktan imtina etmiyor; öğlen yemeği molasında adamlar yemekhanede sutyen dantelinde son modayı tartışıyor… Üstelik kimse utanmıyor, kimse çekinmiyor… Çünkü onlar sutyen üretiyor; bu onların işi. İnsan işinden utanmaz. 

Aslına bakarsanız zaten uzunca bir süredir sutyen günışığına çıkmıştı; dantellerini çekinmeden derin dekoltelerden dışarı uzatmış, ceketlerin içindeki gömleksiz, tek başına varlık göstermişti. Böyle göz önünde olunca da haliyle renk renk, desen desen çeşitlenmişti. Her bedene her talebe uygun şekil almış ve haliyle şekil vermişti. Yani sutyenle ilgili “utangaçlık” sorunu yavaştan aşılma yoluna girdi; hatta uluorta, mesela kadın dergilerinin kapaklarında, “iç güzelliği ana malzemesi” olarak sunuluyor.

Ama burada amacımız, hızla değişen moda otobanında hızlı bir yolculuk yapmak değil. Tam tersine kadının ve modanın bu vazgeçilmezinin yaratıldığı bir fabrikada kısa, şaşırtıcı ve eğlenceli bir mola vermek.

Türkiye’nin ipliğinden tasarımına yüzde yüz yerli ve saygın markası Ten’in fabrikasının kapısına dayandığımızda kafamızda yalnızca “Sutyen nasıl biçilir, nasıl dikilir” mealinden küçük, aydınlatıcı bir gezi vardı. Ama günün sonunda aşk, şiddet, aldatma, büyü, hız, 32 kısım tekmili birden müthiş bir serüvene imza attık. Şimdi kemerlerinizi bağlayın serüven başlıyor!.. Yoksa kopçalarınızı ilikleyin mi demeliydik?..

Filmin konusu

Kumaş imalatçıları Cannes, Lyon gibi merkezlerde düzenlenen uluslararası fuarlarda bir sonraki yılın trendlerini belirliyor. Buralardan çıkan desenler, renkler, danteller, kumaş tipleri dünyanın dört bir köşesindeki üreticilere gidiyor. İşte bizim serüvenimiz de burada başlıyor. Ten’in modelhanesinde… Gelecek yıl kadınların giyeceği sutyenler burada bilgisayarlarda şekilleniyor. Hemen yandaki odada, model dikimi bölümünde de ete kemiğe bürünüyor. Bu örnekler onaylandığında kalıpları hazırlanıp fabrikanın becerikli ve hızlı ellerine teslim ediliyor. Bu öykü, sutyenler kutulara doluşunca bitiyor. Devamı moda dergilerinde, mağazalarda, çekmecelerde ve çok özel anlarda geçen başka bir film…

Model tasarımı

Modelhane aslında bu öykünün başladığı nokta. Modelist kızların her birinin önünde bir bilgisayar, her bilgisayar ekranında yapboz oyununu andıran bir takım resimler… Masaların üstü rengarenk, binbir çeşit sutyen dağı… Dolaplardan kumaşlar, ipler, saplar sarkıyor. Gerçekten çalışılan bir yerde olması gereken her şey var burada. İç çamaşırı tasarımı aleminin en hassas meselesi sutyen. Milimlerle konuşuluyor, milimlerle uğraşılıyor. İlk kalıp elle çiziliyor ve bilgisayara geçiriliyor. Ardından plotter denen, ofislerde yazıcı adıyla başka bir versiyonunu gördüğümüz devasa bir masada da kağıda dökülüyor. Hemen yan odada model dikimi yapılıyor. Burada sutyenlerin bir kısmı geleneksel “ikizlere takke” biçimi dışında, Amazon prensesleri için “tek takke” olarak da dikiliyor. Maksat şöyle bir görüp, oluruna bakmak. Yeni sutyen modelleri Ten’in onayını aldığında seri üretime geçiliyor.

Kumaş ve kesimhane

Fabrikanın alt katında iplikler kumaş olup buraya geliyor. Top top likralı kumaş açılıp dinlenmeye bırakılıyor. 8 saat sonra üstünden “gerginliği” atmış, yani toplanmış olarak üzerlerinde çalışmaya hazır hale geliyorlar. Bu bölümden günde 4-5 bin parça iç çamaşırı çıkıyor. Bunun yarısı sutyen. Kesimhanede kime sorsanız “5 bin korse deyin hemen yapalım ama sutyen…” Çünkü sutyen çok küçük parçalardan oluşuyor; yani kes kes bitmiyor. Üstelik bir de dantelliyse… Onların derdinden ancak dantel parçalarının desenlerini düzgün oturtmaya çalışanlar anlar…

Sutyen şişirme

İşte gerçek şiddetin şiiri burada yazılıyor! Tarantino’nun kan banyosu sahneleri bunun yanında kızılcık şerbeti tadında. Kesimhanenin girişinde yaşananlar, bir kumaşa yapılabilecek eziyetle sınırlı değil. Manzara, insan zihninin karanlık koridorlarında çağrışımlarla büyüyen bir dehşete davetiye niteliğinde. Dikdörtgen kesilmiş kumaş, kor gibi sıcak, iki çelik füzeyle temas ediyor ve kullanılan kalıba göre değişen sutyen ölçüsünde şişiyor. Kumaş ateşe boyun eğiyor… Günde 1200 sutyen şişiren bir tehdit unsuru bu makine! Şişen kumaşların çilesi burada bitmiyor çünkü az sonra bir de bıçaklı kalıplarla kesilmek üzere preslenecekler…

Dikimhane

Siz sanıyorsunuz ki sutyen 85C, 90B gibi birimlerle ifade edilir ve bunun başka bir yolu yoktur. Oysa dikimhanenin kadınları için sutyen ölçüsü bambaşka bir şey. Onlar sutyene baktıklarında 85C değil, mesela 12.65’lik sutyen diyorlar. 10 kişiden oluşan her üretim bandının duvarında yazan tabelada, o banttaki sutyenin üretim süresi kayıtlı. Dikimi en uzun süren sutyen 15.95 dakikada, en kısası 4.35 dakikada tamamlanıyor. Kısım dikim şefi Cemile Korkmaz, kesimhaneden gelen parçaları birleştirerek, günde 10-15 model sutyenden yaklaşık 1500 tane diktiklerini söylüyor. Burada çalışan 85 kadın yalnızca parçaları birleştirmiyor, aynı zamanda etiketleri takıyor, dikiş artıklarını ayıklıyor, kalite kontrolünü yapıyor… Ve her şey zamana karşı olup bitiyor. Yani elden ele, makineden makineye atlayan ve her atlayışta biraz daha şekillenen sutyenlerin hızı herhangi bir aksiyon filmi yönetmeninin aklını başından alacak cinsten.

Paketleme

Binlerce karton, bir kadının becerikli ellerinde hızla binlerce kutuya dönüşecek; pastel renkli, dantelli sutyenler o kutulara dolacak ve bir kadına ulaşmak için kamyonlarla ülke sathına dağılacak… Burası orası, yani filmin sonu, “the end” yazan bölüm. Kamera tam bu anda, kutulardan oluşan gökdelenlerin arasında dolaşıp günbatımını yakalıyor. Bunca sutyeni bir arada görmeye alışık olmayan izleyici, yazılar geçerken bile yerinden kalkamadan bu manzaraya kilitlenip kalıyor…

Dishy, Temmuz 2005

 

About these ads